?>
Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2014 Pazartesi

Dr. Ender Saraç’a göre Ayurveda 9 Altın Kural

By: Otçu Kız On: 01:04:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Dr. Ender Saraç’a göre Ayurveda’da çoğu kez yiyecekle ilaç arasında hiçbir fark yoktur. Ona  Göre Sağlıklı Beslenmenin 9 Altın Kuralı şunlardır:

    1.Yemeği sakin, huzurlu ve mutlu bir ortamda sadece yemeğe konsantre olarak yemek. Bunun için yemeği oturarak, yavaş ve iyice çiğneyerek yemek

    2. Her gün 6 tat almak( tatlı, tuzlu, ekşi, buruk, acı, kekremsi)

    3.Yemekten sonra hemen çalışmaya başlanmamalı, birkaç dakika sakin oturulmalı, yiyeceklerin sindirim sistemine yerleşmesine izin verilmelidir.

    4. Acıkmadan yemek yenmemeli, öğünler arasında en az 3 saat olmalı, öğle ana öğün olmalı ve saat 12-13 arasında yenilmelidir.

    5. Kahvaltı ve akşam yemeği miktar olarak az ve hafif olmalı. Akşam yemeği erken yenmeli, tok karna yatılmamalıdır. Gece, peynir ve yoğurt yenmemeli, açlık varsa bir bardak sıcak süt içilmelidir.

    6. Mide çok doldurulmalı, midenin ¾’ünü doldurmak yeterlidir. Bu herkesin avucu ile iki avuç olmalıdır.

    7. Yemekte asla soğuk su içilmemelidir, bu sindirimi yavaşlatır, ideali zencefilli sıcak sudur.

    8. Meyve ve salatalar hariç yemeklerde çiğ ve ham gıdalar alınması önerilmez. Yemekler iyi pişmiş ve sıcak olmalıdır. Tekrar tekrar ısıtılmamadır. Dondurulan yiyecekler, çözüldükten sonra tekrar dondurulup çözülmemedir.

    9. Tereyağ, bal, tahin, üzüm suyu, taze meyve suyu, çeperli tahıllar yararlıdır. Fazla miktarda soğan, sarımsak, yer fıstığı ve mantar yemek doğru değildir. Ayrıca kırmızı et yenmemesi önerilir.

    27 Şubat 2014 Perşembe

    Günlük hayatta evde pratik bilgiler

    By: Otçu Kız On: 04:35:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • GÜNLÜK HAYATTA İŞİNİZİ OLDUKÇA KOLAYLAŞTIRACAK PRATİK BİLGİLER, TÜM BAYANLARIN KURTARICISIDIR. İŞTE KOLAYCA UYGULAYABİLECEĞİNİZ MUTFAKTAN TEMİ ZLİĞE, ALIŞVERİŞTEN CİLT BAKIMINA KADAR HAYATINIZIN HER ALANINDA SİZE YARDIMCI OLAC AK BİLGİLER...

    *  Limon, portakal gibi asitli meyveleri sakın mutfağınızın tezgâhı üzerinde kesmeyin. Asit, mermere zarar verir ve tezgâhınızda lekeler oluşur.

    *  Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturun ve kalın delikli bir süzgece atın, un ile beraber çöpler de düşer.

    *  Kivi ve ananasla yapılan kremalarda sulanma oluyorsa, bu meyveleri dilimleyip, çok kısa bir süre sıcak suya batırıp çıkartın, kremanın sulanmadığını göreceksiniz.

    *  Muz buzdolabında değil, oda sıcaklığında rüzgârsız bir yerde saklanır.

    *  Kurabiyeleriniz sıcakken daha kolay tepsiden çıkar. Soğumaya bırakıldıktan sonra bazen tepsiye yapışır ve parçalanmadan çıkmaz. Eğer tepsi sıcakken kurabiyeleri almayı unuttuysanız, kurabiye tepsisini kızdırın, böylece kurabiyeler daha kolay çıkacaktır.

    *  Bisküvilerin ve kurabiyelerin taze kalması için teneke bir kaba koyun ve yanına bir avuç pirinç bırakın bayatlama sorunu ortadan kalkacaktır.

    *  Pandispanya hamuru çok pişerse kuru ve kırılgan olur. Pişme süresi bitmesinden 5 dakika önce pişip pişmediğini kontrol edin. Parmağınızla üstüne bastırın, çukur kalırsa henüz pişmemiş, eğer çukur düzelirse pişmiş demektir.

    *  Ağzınızdaki kötü kokuları gidermenin birkaç yolu vardır:  Tuza veya sirkeye batırılmış birkaç maydanoz yaprağı yemek, rezene tohumu veya kahve çiğnemek. Klorofilli ağız tabletleri de ağız kokusunu gidermede işe yarar.

    *  100 ml. Suya 10 gram kadar ıhlamur koyup kaynatın. Günde birkaç kez 15’er dakika, boğazınız yanan yerlerine kompres yapın.

    *  Taze naneyi birkaç dakika kaynar suda bekleterek içerseniz baş ağrısına iyi gelir.

    *  Gözünüze kum tanesi kaçtıysa bir parça pamuğu ılık ve şekersiz çaya batırıp gözünüze kompres yapın.

    *  Eğer uykusuzluk çekiyorsanız yatağa girmeden önce bir bardak şekerli su içmeyi deneyin. Sinirleriniz gevşeyecek, rahatça uykuya dalmanızı sağlayacaktır.

    *  Cildi büyük gözenekli olanlar için killi toprak ve havuç suyu yüze sürülüp 1 saat sonra yıkanır.

    *  Cildinizin canlı görünmesini istiyorsanız bol bol limon suyu için ya da akşamları yatmadan önce limonla ıslatılmış bir küçük tabak kuş üzümü veya mürdüm eriği yiyin.

    *  Yorucu bir günün ardından önce soğuk su ile yüzünüzü yıkayın, kurulayın. Daha sonra gül suyuna batırdığınız bir pamukla yüzünüzü silin. Rahatladığınızı hissedeceksiniz.

    *  Yemek hazırlarken elleriniz soğan koktuysa kereviz ile ovmayı deneyin. Kokusu gidecektir. Sarımsak kokuyorsa da maydanoz ile ovabilirsiniz.

    *  Saç kurutma makinenizi kullanırken ılık havayı tercih edin ve elinizle sürekli havalandırarak kurutun.

    *  Kahverengi ayakkabıyı siyaha çevirmek istiyorsanız önce deriyi çiğ bir patatesle iyice ovaladıktan sonra siyaha boyayın ve cilalayın

    *  Bol ayakkabılar çorapların kaçmasına ve nasırlara sebep olur. Hâlbuki bunun da çaresi vardır.

    *  Ayakkabı derisinin topuk kısmını ara sıra bir mum parçası ile ovun. Göreceksiniz bu dertlerin hepsi kaybolacaktır

    20 Şubat 2014 Perşembe

    İbrahim Saraçoğlu Keçi Boynuzu Kürü Tarifi ile Sperm Sayısını Arttırmak

    By: Otçu Kız On: 03:42:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • İbrahim SARAÇOĞLU Keçi Boynuzu Kürü Neye Yarar?


    Keçiboynuzu kürü sperm sayısını arttırır, sperm hareketliliği sağlar, iktidarsızlık sorununu çözmeye yardımcıdır.
    Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

    İbrahim Saraçoğlu Keçi Boynuzu Kürü Tarifi


    Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Keçi Boynuzu Kürü Tarifi şöyledir:

    İbrahim SARAÇOĞLU Keçi Boynuzu Kürü için gereken malzemeler: Yarım litre su, 6-7 adet keçiboynuzu

    İbrahim Saraçoğlu Keçi Boynuzu kürü nasıl yapılır, hazırlanır?


    Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.




    16 Şubat 2014 Pazar

    Greyfurtun faydaları ve zararları

    By: Otçu Kız On: 21:24:00
  • Yazıyı Paylaşın


  • Greyfurt (altıntop) adıylada bilinir Turunçgiller familyasından; bahçelerde yetiştirilen bir ağaç ve meyvesidir. Meyvesi, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı hafif acımsı ve ekşidir.

    Greyfurtun Faydaları


    * C vitamini deposudur, A ve B gurubu vitaminler, potasyum, magnezyum, bakır, sodyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri bakımından da zengindir
    * Vücudun direncini artırarak hastalıklardan korur.
    * İçerdiği likopen sayesinde felç riskini azaltığı yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur.
    * İçerdiği bol miktarda C vitamininin cildinizi güzelleştirme özelliği vardır.
    * Greyfurt, kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir
    * Cinsel gücü artırır.
    * Japon diyet uzmanları zayıflamak için greyfurt ile vücudun yağ yakma işlemi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu iddia ediyorlar. Hem deriye sürerek, hem banyoda kullanarak iyi sonuçlara ulaşabilirsiniz.
    * Naringin ve naringenin gibi flavonoitlerin de ağız kanserini oluşumunu belirgin biçimde azalttığı görülmüştür.
    * Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen” içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.
    * İçerisindeki C vitamini greyfurt olumsuz düşüncelere ve kıskançlık, hayal kırıklığı gibi durumları ortadan kaldırır.
    * Kandaki şeker değerlerini düşüren greyfurt aynı zamanda dişetlerini de koruyor ve ince bağırsaklarda bazı maddeleri yok ederek sağlıklı bir hayat sunuyor.
    * Greyfurt lifi kolesterolü düşürüyor.Yapılan çalışmalarda greyfurt lifinin kolesterolü önemli ölçüde düşürdüğü saptandı,
    * Günde 1 tane greyfurt yenilmesi kalp hastalıklarını azaltır. Kötü kolesterolü %25 azaltır, iyi kolesterolü %25 artırır.
    * Greyfurt içerdiği C vitamini ile diş eti kanamaları olan kişilerde, bu şikayeti ciddi oranda azaltır.
    * Pektin içeriği hem kansere hem de kalp hastalıklarına karşı koruyan bir madde. Elma, muz, greyfurt, kuru fasulye ve kök sebzelerde bulunuyor.
    * Askorbik asit (C vitamini)  içeriği özellikle mide kanserine karşı koruyucu.

    Cilt Üzerindeki etkileri

    * Greyfurt içeriğinde bulunan A, B grubu ve C vitaminleri ile cilde antioksidan etkisi yapıyor. Aynen bir ilaç gibi kılcal damarlardaki kanı hızlandırarak damarları hastalıklardan koruyor.
    * Portakal, greyfurt, üzüm ve turunç kabuğunda bulunan “d-limonene” isimli maddenin cilt dostu(ayrıca cilt kanserine karşı ciddi bir koruyucu) olduğu belirlenmiştir.
    * Cildin direncini artırarak zararlı dış etkenlere karşı siper görevini üstleniyor. Hasarlı serbest radikalleri onararak hücreleri yeniliyor.
    * Greyfurt suyu yağlı, sivilceli çok faydalıdır. Cildin kolajen sentezini artırması ve yapısını kuvvetlendirmesi nedeniyle sivilce(akne) tedavisinin etkili silahlarından biri.
    * Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen” içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.

    Greyfurt ile güzellik maskesi
    Malzemeler:
    1 adet ufak boy greyfurt
    1 kase yoğurt
    Hazırlanışı: Greyfurtu soyduktan sonra dilimleyin. Zarlarını aldıktan sonra bir yoğurt ile birlikte blenderdan geçirin. Sıvı haline getirdikten sonra bir kasede karıştırın ve buzdolabında yaklaşık bir saat bekletin. Yüzünüze maske olarak uygulayın. Yaklaşık On dakika yüzünüzde beklettikten sonra yüzünüzü ılık su ile yıkayın.

     

     Zayıflatıcı (kilo verdirici ) etkileri

    * Normal bir greyfurt 40 mg C vitamini ve bol potasyum içerir. Dolaşım sistemini canlandırır. Sindirim, solunum sistemi ve idrar yollarına iyi gelir.
    * Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye de etkisi olan greyfurt, insülin direncini kırıyor; öğünlerden önce yenilecek yarım greyfurt iştah kontrolüne yardımcı oluyor.
    * Amerika’da yapılan bir araştırmada her öğünden önce yarım greyfurt yemek ya da günde iç defa greyfurt suyu içmek insanlara 3 ayda 3 kilodan fazla kaybettirdi.
    * Günde en az 1 bardak greyfurt suyu için. Greyfurt selülitin düşmanıdır; yağları parçalar ve cildi canlandırır.
    * Greyfurt; yağ depolanmasını engelleyerek vücudu sıkılaştırıyor. 
    * Günde en az 1 bardak greyfurt suyu için. Greyfurt selülitin düşmanıdır; yağları parçalar ve cildi canlandırır.
    * Yemekten önce yenilen yarım greyfurt, kilo vermeye yardımcı olur Greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili .Bu 3 şık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlar
    * Japon diyet uzmanları zayıflamak için greyfurt ile vücudun yağ yakma işlemi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu iddia ediyorlar. Hem deriye sürerek, hem banyoda kullanarak iyi sonuçlara ulaşabilirsiniz.
    * Naringin ve naringenin gibi flavonoitlerin de ağız kanserini oluşumunu belirgin biçimde azalttığı görülmüştür.

    Pervin Bulgak Greyfurtlu zayıflama çayı
    1 tatlı kaşığı tarçın
    1 Greyfurt
    2 çorba kaşığı maydanoz tohumu
    2 çorba kaşığı rezene
    1 tatlı kaşığı bal
    1 litre kaynamış su
    Hazırlanışı: Malzemeleri 1 litre kaynamış suya koyup 10 dakika demlendikten sonra sonra içebilirsiniz.

    Bir diğer yağ yakıcı çay : 2 tatlı kaşığı tarçın 1 rendelenmiş suyu çıkarılmış yeşil elma 1 tatlı kaşığı toz zencefil 2 greyfurt suyu sıkılacak 1 portakal suyu sıkılacak 1 lt soğuk suya karıştır yemeklerden önce içilir.

     Greyfurtun Zararları



    Greyfurtun zararları tüketirken dikkat edilmesi gerekenler için tıkla


    13 Şubat 2014 Perşembe

    Ayurveda nedir?

    By: Otçu Kız On: 01:26:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • "Şifa Sanatlarının Anası" olarak kabul edilen Ayurveda, Yaşam Bilgisi anlamına gelmektedir. Yaklaşık 5000 yıllık geçmişi olan Ayurveda, dünyadaki en eski tıp sistemidir ve Hindistan orijinli bu sistem Eski Mısır, Yunan, Çin ve Asya tıbbını etkilemiştir.

    Ayurveda‘dan kısaca sağlıklı yaşama sanatı“ olarak bahsedebiliriz. Ayurveda, uzun ve sağlıklı bir yaşam oluşturmanın yollarını ortaya koyar; bunu yaparken beslenme ve yaşam tarzına dair tavsiyeler, fiziksel ve psikolojik sağlığı koruma tavsiyeleri sunar, masaj vb. terapiler, meditasyon, yoga tekniklerini kullanır, oluştuğu takdirde hastalıkları iyileştirmenin yollarından ve doğal tedavilerden yararlanır. Ayurveda, zamanın etkilerini azaltıp, vücudun bağışıklık sistemini en iyi hale getirerek uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi hedefler. Amacı, sağlıklı insanın sağlığını korumak ve hasta insandaki hastalığı yatıştırıp ortadan kaldırmaktır. Günümüzde Ayurveda, modern yaşamın beden ve sağlık üzerindeki etkilerini azaltmayı ve doğayla bütünleşik, stresten uzak, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesini sağlar; uyum, huzur, uzun ömür sunar.

    Ayurveda‘nın Batı tıbbından farkı; hastalık, hastalığın semptomları oluştuğunda müdahale etmek yerine hastalığın ortaya çıkışını engelleme amacında olması, hastalıkları iyileştirmek yerine sağlığı odak noktası olarak kabul etmesidir. Sağlık; bedeni oluşturan tüm öğelerin denge durumunda, zihin, duyu organları ve ruhun sükunet içinde olması olarak kabul edilir Ayurveda‘ya göre. Ayurveda, yaşamı anlayan, yaşam için ve yaşam yararına var olan bir bilimdir. Yaşam ise beden, duyu organları, zihin ve ruhun bütünlüğüdür.

    Ayurveda‘ya göre evrende beş element bulunur: eter, hava, ateş, su ve toprak. Bu beş element, doğada olduğu gibi bedenimizde de yer alır. Örneğin sağlamlık toprak elementinin bir özelliğidir ve bedenimizde toprak elementini kemikler, dişler temsil eder. Bedenimizde ve doğadaki her nesnede 5 element de bulunur ama bazı elementler o nesnede daha baskındır ve en baskın element nesnenin ana niteliğini belirler. Beş elementin çiftler halinde birleşimi, Ayurveda‘nın temel prensibi olan üç Dosha‘yı ortaya çıkarır: Vata (eter ve hava), Pitta (ateş ve su) ve Kapha (su ve toprak). Doshalar sağlığın ve hastalığın nedenleridir. Doshaların fazlalaşması hastalığı ortaya çıkarırken, denge durumunda olmaları sağlık durumunu oluşturur.

    8 Ocak 2014 Çarşamba

    Yara iyileşmesinde beslenmenin önemi

    By: Otçu Kız On: 18:45:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Hipokrat zamanından beri bilenen bir gerçektir. Beslenme eksikliği içerisinde bulunan hastalarda yara iyileşmesi tam olmaz, gecikir ve bu kimselerin infeksiyonlara karşı savunma mekanizmaları yeterli olmadığından yara infeksiyonu gelişmesi riski yüksektir.

    Deney hayvanlarında normal beslenmenin %60 oranında kısıtlandığı durumlarda bir hafta içinde kollajen çapraz bağlarında bozulma, 4 ay içinde de kollajen sentezinde azalma tespit edilmiştir.1

    Protein eksikliği (malnutrisyon veya Kwashiorkor), yara iyileşmesinin gecikmesinde önemli bir rol oynar. Üstelik yara iyileşmesinin tüm boyutları bu durumda aksar. Normal protein sentezi ve hücre proliferasyonu uygun amino asitler olmayınca sağlanamaz. Nitekim proteinsiz bırakılan deney hayvanlarında fibroplazi, matrix formasyonu, anjiogenez ve yara örneklemesi defekt gösterir. Protein eksikliğinde konakçının hücresel ve humoral bağışıklık sistemleri de bozulur. Ayrıca Hipoalbuminemiye bağlı olarak gelişen ödem, normal yara çevresinde de blokajlar yaratır.

    Karbonhidrat ve yağ metabolizmasındaki anormallikler ise, yara iyileşmesini direk veya indirek mekanizmalarla bozar. Endojen olarak sentezlenmeyen, bazı doymamış yağ asitleri, yeni hücre membranının oluşumunda ve prostaglandinlerin sentezindeki temel yapı taşlarıdır.

    Karbonhidrat ve yağ gereksinimleri yeterli olmadığı durumlarda enerji kaynağı olarak aminoasitler oksitlenir. Ve zamanla, amino asitle¬rin tüketimi sekonder protein eksikliğine neden olur. Genelde tek başına protein eksikliği (malnutrisyonu) nadir görülür. Hastaların çoğunluğu kombine enerji ve protein malnut¬risyonu olarak karşımıza çıkar.

    Vitamin, iz elementler ve mineral eksiklikleri de yara iyileşmesinin spesifik boyutlarım bozabilir. Keratinizasyon ve fibroblast maturasyonuna olan etkilerinden dolayı, A-vitamini epitelizasyonu, kollajen sentezini ve stabilitesini uyarır. Ayrıca makrofajların çoğalma ve aktivasyonunu da sağlar. A- vitamini eksikliğinde yara epitelizasyonu ve kontraktürü gecikir. İnfeksiyon riski artar.

    Yaralarda protein ve kalori gereksinimleri



    Genel Cerrahi
    Kalori : 2000-3500
    Protein: 75-105 gr

    Majör Cerrahi
    Kalori : 3000-4500
    Protein: 120-200 gr

    Vitamin takviyesinin kortikosteroidler, siklofosfamid, radyasyon tedavisi, diabetes, ve tümör gibi uygulamalara bağlı istenmeyen etkileri baskıladığı bildirilmektedir.3 Vit-A 25.000 IU/gün dozlarında, kanserli hastalarda da 100.000 IU/ gün kullanımı tavsiye edilmektedir.2

    Vitamin-C (askorbik asit) demir ve oksijenle beraber kollajen sentezi sırasında, lizin ve prolinin hidrolizasyonu için gereklidir. C-vitamini eksikliğinde kollajen demetler anstabl, ve kolay degrade olduklarından derinin gerginliği ve kapiller frajilite azalır. A vitamini gibi, C-vitamini de inflamatuvar cevabı uyarır ve eksikliğinde konakçının infeksiyonlara direnci düşer. Vitamin eksikliği olmayan hastalarda bu vitaminin ek olarak verilmesi yara iyileşmesinde hızlanmaya neden olmaz. Ancak özellikle ağır yanık yaralarında günde l-2gr. C-vitamini verilmesi yaygın bir pratik uygulamadır.

    K- vitamini pıhtılaşma faktörlerinin üretiminde önemli bir unsur olduğundan, eksikliğinde yetersiz hemostazdan dolayı hematom oluşumu kaçınılmazdır. Diğer vitaminlerin yara iyileşmesindeki rolleri belirgin değildir. B-komplex vitaminleri farklı metabolik yollarda kofaktör olarak görev yaparlar. Ve hayvan çalışmalarında protein ve kollajen sentezini azaltabilirler. E vitamini takviyesinin etkileri ise çelişkilidir. Ancak eksikliği yara iyileşmesinde aktif bir rol oynamaz.


    İz elementler ve mineraller iyileşmede etkili enzimler için kofaktörlerdir. Çinko metalloenzimler, serbest oksijen radikallerim parçalayan superoksit dismutaz, ve protein sentezi ile hücre bölünmesini sağlayan DNA ve RNA polimerazları içerirler. Çinko ayrıca hücre membranını stabilize eder ve retinol taşıyan proteinlerle A-vitaminin transportunu kolaylaştırır. Çinko eksikliğinde, fagositoz ve hücresel humoral bağışıklık inhibe olur. Diğer elementler­den bakır, kollajenin çapraz bağlanmasını sağ­layan liziloksidaz içinde bulunur. Demir ise, eritrositlerin oksijen taşımalarında gereklidir.

    Vitamin ve minerallerin aşırı yüklenmesi de bazen yara iyileşmesini geciktirebilir. Nitekim aşırı çinko kemataksis ve fagositozu bozar ve kollajen sentezi tam sağlanamaz.

    Şüphesiz yara iyileşmesinin gecikmesinde beslenme sorunları da akla gelmelidir. Tam iyileş­me için uygun bir beslenme zorunludur. Aşağıdaki tabloda yaralanmalarda gerekli olan protein ve ka­lori miktarları sunulmuştur. Pro­tein sentezi için önemli olan besinler sıralan­mıştır

    Protein(Doku onarımı, antikor ve enzimler, enerji)
    Et, balık, fasülye, bezelye, mercimek,
    Kuru yemişler, EAS tabletleri

    Karbonhidrat (Enerjinin temel kaynağı)
    Tahıllar, nişastalı sebze ve meyveler, (patates, mısır, bezelye gibi), süt ve tatlılar

    Vitamin C (Kollojen sentezi,Bağışıklık)
    Kuş üzümü, çilek, böğürtlen, yeşil sebzeler, turunçgiller ve suları, domates ve patates

    Vitamin B12(Protein sentezi)
    Ciğer, et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri

    Folat(Protein sentezi)
    Ciğer, yeşil sebzeler, maya, kuru yemiş, portakal,
    Kuru fasulye, buğday ürünleri Protein sentezi

    Çinko (Doku onarımı)
    Tüm protein kaynakları, tüm tahıllar ve kuru fasülye

    Demir(HB sentezi)
    Ciğer, et, bakliyat, yumurta, tahıllar, ekmek, fasülye, yeşil
    sebzeler

    4 Aralık 2013 Çarşamba

    İbrahim Saraçoğlu Asma Yaprağı kürü

    By: Otçu Kız On: 23:52:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Dolmasını sarmasını çok severek yediğimiz asma yaprağı alkolü bırakmak için son derece etkili bir bitki. İbrahim Saraçoğlunun keşfi olan asma yaprağı formülü.









     Malzemeler
      * 12 tane taze asma yaprağı
      * 2 bardak su 

    Uygulama
    Suyun içinde asma yapraklarını 6 dakika kadar kaynatın ve haftada 3 defa için. her defasında taze kaynatılıp içilecek .( önceki günden kalan yaprak suyunu içmeyin). bu suyu içen alerde alkole karşı bir tiksinti ve isteksizlik meydana gelecek ve alkolu bırakmaları daha kolay olacaktır.

    10 Mart 2013 Pazar

    Sauna Nedir? Sauna Öncesinde ve Sonrasında Bilinmesi Gerekenler

    By: Otçu Kız On: 19:24:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Saunada soyunma odası, duşların ve soğuk su havuzunun bulunduğu oda ve terleme odası gibi bölümler bulunur. Eğer sauna küçük bir göletin yanında değilse, duşların bulunduğu odaya bir soğuk su havuzu yapılır. Sürekli olarak suyu değişen bu havuzun derinliği 1 metredir. Duşlardan sıcak ve soğuk su akar.
    Dikkat: İki banyo arasında kesinlikle herhangi bir şey yenmez. Dolu mideyle saunaya girilmez, saunadan sonra da mide doldurulmaz. Saunadan sonra az ölçüde, hafif yiyecekler yenmelidir.
    Terleme süresinde nabız %50′den daha çok yükselmez. Halbuki ağır bir iş yapan bir insan, 5-6 misli daha çok yük altında olduğundan nabız daha yüksektir. Sık saunaya giren insanın vücudu alıştığı için nabız daha da yavaş atar.

    Sauna Ne kadar Su Kaybettirir

    Üç kere arka arkaya saunaya giren bir insan 0,5-1 litre arasında su kaybeder. Terin %99′u su, geri kalan %1′i yemek tuzu, potasyum ve üreden oluşur. Sauna banyoları arasında su içilmemesi önerilmektedir. Ancak saunadan sonra içilen bol su, vücuttan toksinlerin böbrek üzerinden atılmasını hızlandırır. Çok susuzluk hissedildiğinde iki sauna banyosu arasında bir iki yudum ılık su içilebilir.

    Saunadan Sonra Hangi İçecekler İçilmelidir

    Saunadan sonra su veya maden suyundan başka bir içecek içilmemelidir.
    İçilecek suyun oda sıcaklığında olmasına dikkat edilmelidir. Soğuk içecekler iç organlar üzerinde olumsuz etki yapar. Saunadan sonra içilen alkollü içecekler saunanın sağladığı tüm yararı kısa sürede ortadan kaldırır. Saunadan sonra su içilmesi böbreklerin çalışabilmesi için gereklidir. Eğer saunadan sonra fazla su içilmezse, böbrek kum ve taşı da oluşabilir. Saunada ve saunadan sonra sadece ter ve böbrekler üzerinden toksinler atılmaz. Sıcak soğuk farkı nedeniyle tembel bağırsaklar da uyarılır ve çalışmaya başlar, ancak bu uyarının tam işleyebilmesi için de bol su içilmesi gereklidir.

    Sauna Esnasında Nefes Alıp Vermede Güçlük Çekilirmi (Astım Hastalarına İyi Gelirmi)

    Sauna solunum sayısı üzerinde herhangi bir olumsuz etki yapmaz. Dinlenme halindeki bir insan, dakikada 16 kere solunum yapar. Ender olarak saunada çok az insanda bu sayı, bazen 17 veya 18′e çıkabilir. Saunada çok az oksijen olmasına rağmen solunumun sayısının ve derinliğinin değişmemesinin nedeni, kasların gevşemesi ve dinlenmeye geçmesi yüzünden, vücudun daha az oksijene ihtiyaç duymasıdır. Ayrıca, sauna göğüs kaslarını yumuşatır ve bağ dokusunun elastikiyetini de artırır.

    Saunaya ilk girenler, sıcak havanın solunum yollarım tıkadığı duygusuna kapılırlar. Solunum yolları saunadaki sıcak hava yüzünden kesinlikle kurumaz ve tahriş olmaz. Solunum yollan hastalıklarında sauna hekimler tarafından özellikle önerilmektedir. Sıcakta vücut daha fazla sümüksü madde salgılamaktadır. Bu sümüksü madde kurumayı önlediği gibi, birçok mikrobun ölmesini sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Astım genellikle alerjik bir hastalıktır. Kalıtım nedenli olan astım da vardır. Çoğunlukla çocuk yaşta başlar ve büyüdükçe ilerler. Astım hastaları saunadaki kuru havaya çok iyi dayanır ve düzenli sauna banyoları sonunda nöbetlerden kurtulurlar. Saunadaki sıcak hava kanlanmayı artırır ve kasları
    gevşetir. Bu durum göğüs kasları ve akciğeri çevreleyen kaslar için de geçerlidir. Bunun yanı sıra sauna sinir sistemini de olumlu olarak etkiler. Ayrıca, mukoza tabakası daha iyi kanlandığından balgam sökülür. Bu nedenle de solunum rahatlar. Böbrek üstü bezleri de saunada olumlu olarak etkilediğinden çalışması artar. Bu yüzden astımlı çocukların, tedavinin yanı sıra saunaya girmesi, tedaviyi desteklediği için hekimler tarafından önerilmektedir.

    Bronşların akut veya kronik iltihaplanması çoğunlukla ateşli bir hastalıktan sonra başlar. Sigara ve ağızdan soluma da bronşların iltihaplanmasına neden olur.

    Dikkat: Akut ve şiddetli bronşiti olanlar saunaya girmemelidir. Hastalık hafifledikten sonra saunaya girilebilir.

    Saunanın bronşlara etkisi astımda olduğu gibidir Düzenli sauna bronşları rahatlatır ve balgam salgısının artmasını sağlar. Ayrıca sauna hastaların stresini de azalttığı için, hastalığın tedavisinde önemli rol oynar.

    Saunada Sigara İçmek Zararlımı

    Bu nedenle göğüsün hacmi de genişlemiş olur. Saunada sigara içmek veya iki sauna banyosu arasında sigara içmek çok zararlıdır. Saunadan 1 saat önce ve saunadan 1 saat sonrasına kadar sigara içilmemelidir. Bu süreleri uzatabilenler, saunadan daha çok yararlanmış olur.


    Saunanın Sağlık Üzerindeki Olumlu Etkileri
    Araştırmalar, düzenli ve doğru olarak saunaya giren insanların, girmeyenlerden daha az hasta olduklarını göstermiştir.

    Sauna Baş Ağrısı Yaparmı

    Saunaya girmeye yeni başlayanlarda, güçlü bir terlemeden sonra şiddetli ancak kısa süren nezle veya geçici baş ağrısı görülebilir. Bazı insanlar bu durum karşısında genellikle kendilerine saunanın iyi gelmediğine karar verir. Aslında bu durum çok az insanda görülür ve psikolojiktir. Bu nedenle saunaya girmekten vazgeçmek yanlış olur. Saunaya birkaç kere girildikten sonra durum tamamen değişir. İnsan saunanın getirdiği yararları hissetmeye başlar.

     Ev Saunası Nasıl Işıklandırılmalı

    Özellikle ev saunalarında aydınlatmada kullanılan renklerle saunanın etkisi artırılmaktadır. Saunada kırmızı aydınlatma cilt ve bezeler üzerinde uyarıcı rol oynar, mavi sakinleştirici ve yüksek tansiyonu düşürücüdür, sarı sindirim organları üzerinde olumlu etki yapar, sinir sistemini uyarıcıdır, yeşil ise uyku bozukluklarında sakinleştiririci rol oynar.

    Souna Zayıflatırmı

    Birçok insan saunanın zayıflattığını sanmaktadır veya uzun süre sık sık saunaya girerek fazla kilolarının ve yağlarının bir bölümünden kurtulacağını ümit etmektedir. Sauna kesinlikle zayıflatmaz. Saunaya girerken tartılan bir kimse, çıktıktan sonra tartıldığında kilosunun azaldığını görebilir, ancak aradaki fark terleyerek kaybedilen sudur. Saunadan sonra i-çilen su kilonun tekrar aynı duruma gelmesini sağlar. Sauna kilo kaybından sonra ortaya çıkan deri sarkmalarını, kırışıkları derideki kanlanmayı artırarak önler, bağ dokusunun ve derinin elastikiyetini artırarak derinin gerginleşmesine yardımcı olur.

    • Sauna vücuttaki kan dolaşımını dengeler. Kasları gevşetir, sinir sisteminin rahatlamasını sağlar. Saunada insanlar günün, haftanın stresinden kurtulur.

    Spordan Sonra Sauna Rahatlatırmı

    Birçok sporcu saunanın kaslar üzerindeki olumlu etkisini bilmektedir. Zorlu bir antrenmandan sonra veya uzun süre antrenman yapılmayıp spora yeniden başlandığında, spordan sonra saunaya girmek rahatlatıcıdır. Spor yapıldığı sürede, kaslarda yüksek oranda süt asidi ve enerji kullanımı nedeniyle birçok toksik madde toplanır. Bu da kas tutukluğuna neden olur. Kaslarda toplanan bu maddelerin kan tarafında taşınarak kısa sürede vücuttan atılması gerekir. Saunadaki sıcak, bu maddelerin kısa sürede taşınmasını sağlayarak kas tutukluğunu önler. Kas krampları, kas tutukluğundan daha rahatsız edici ve ıstırap vericidir. Bu durum genellikle kaslar yeteri kadar ısınmadan yapılan ağır sporun veya çalışmanın sonucu ortaya çıkar. Sauna bu durumlarda da yardımcı olmaktadır. ,
    Dikkat: Bacak kaslarına sık sık kramp girenler bir doktora başvurmalıdır. Bunun nedeni vücuttaki mineral eksikliği olabilir.


    Sauna Cilt Hastalıklarını Tedavi Edermi

    Cilt hastalıklarının birçok nedeni vardır. Ancak genellikle vücuttaki diğer organlardaki fonksiyon bozuklukları nedeniyle ortaya çıkarlar.
    Akne genellikle kronik olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Yağ bezlerinin aşırı yağ salgılamaları yüzünden derideki gözenekler tıkanır. Bu nedenle de iltihaplı sivilceler oluşur. Bazen deri altında düğümler oluşturduktan sonra patlayarak, hoş olmayan yara izleri bırakırlar.
    Aknesi olanların herkese açık sauna yerine, evdeki saunaya veya bir klinikteki saunaya girmek yerinde olur. Doktor kontrolü altında girilen saunadan sonra bir uzmanın akneleri patlamadan temizlemesi en doğrusudur.

    Alerji nedenli ekzemalar ve kurdeşen de yine bir klinikteki saunada doktor kontrolünde tedavi edilebilir. Sedef hastalığının birçok nedeni vardır. Ağır bir enfeksiyon, grip, verem veya iklim değişikliği hastalığı başlatabilir. Ancak en büyük sorun aşırı alkol, şişmanlık ve strestir. Bunun yanı sıra sıtma, yüksek tansiyon ve alman çeşitli ilaçlar da hastalığın önemli nedenleri arasındadır.


    Sauna Tansiyonu Düşürürmü

    Sauna yüksek tansiyonu düşürür ve kan dolaşımını dengeler. Saunadaki sıcak, atar damarların genişlemesini sağlar. Nabzın yükselmesi, dolaşan yüksek kan oranı nedeniyle ayarlanır ve kan basma düşer. Yüksek tansiyonu olanlar saunaya kendilerini yavaş yavaş alıştırmalıdır. Soğuk su havuzuna da girmemelidirler.
    Yüksek tansiyonu olanlar yavaş soğumalıdır. Serinleme odasında daha uzun süre kalmalı ve bu süre içinde yavaş yavaş dolaşmalıdırlar. Soğuk suyu bir hortumla ayaklarından başlayarak dökmeli, en son olarak sırtlarına ve başlarına dökmelidirler.


    Sauna Stresi Azaltırmı Uykusuzluğa iyi Gelirmi

    Saunanın sinir sistemi üzerindeki olumlu etkisi, böbrek üstü hormonu salgısının artmasıyla daha da güçlenir. Saunada çok az stres hormonu salgılanır.

    Sauna uyku bozukluklarının azalmasına yardımcı olur. Sinir bozukluğu ve huzursuzluk nedenli uykusuzlarda rahat, derin bir uyku sağlar. Saunadan sonraki rahatlatıcı tatlı yorgunluk, gece uyanmadan deliksiz bir uyku uyunmasına yardımcı olur. Uyanıldığında dinlenmiş ve zinde hissedilir. Gece rahat bir uyku uyuyabilmek için, saunaya girildikten sonra ağır yemek yememeli, içki ve fazla sigara içmemelidir.


    Hamilelik Döneminde Saunaya Girmek

    Araştırmalar hamilelik döneminde saunaya girmenin hamile kadına hiçbir zarar vermediğini, hatta yararlı olduğunu göstermiştir. Hamilelik döneminde düzenli olarak saunaya giren kadınların, doğum sanalarmın şiddetinin daha az olduğu, doğum yolunun daha rahat olduğu, daha çok genişlediği ve doğum süresinin daha da kısaldığı gözlenmiştir. Doğum esnasında hamile kadının üzerindeki yük, düzenli saunaya giden kadında azalmaktadır. Buna saunanın kan dolaşımı üzerindeki olumlu etkisi ve kanın dengeli dağılımı neden olmaktadır. Ayrıca yapılan gözlemler saunaya düzenli giden hamile kadınlarda varis oluşmadığım göstermektedir. Sauna hamilelik süresince kadının vücudunda toplanan maddelerin kısa sürede atılmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bazı kadınlardaki ödem sorununun kısa sürede ortadan kalkmasına veya ödemin çok azalmasına da yardımcı olmaktadır.
    Not: Hamilelikte haftada bir saunaya girilmelidir.

     

    Kimler Saunaya Girmemeli Dikkat Edilmesi Gerekenler


    Akut ve ateşli hastalığı olanlar, kalp ve kan dolaşımı hastalığı iyileşmemiş olanlar, derisinde, iç organlarında ve kan damarlarında iltihap olanlar, veremi tam olarak iyileşmemiş olanlar, kronik karaciğer hastaları, damar hastası olanlar, epilepsi hastaları veya epilepsi benzeri nöbetler geçirenler, kalp kronerlerinde kanlanma bozukluğu olanlar, vücudunda açık ve iltihaplı yaraları olanlar saunaya girmemelidir.
    Ayrıca büyük beyinlerinde ağır kanama bozukluğu olanlar, ağır karaciğer ve böbrek bozuklukları ve göz tansiyonu olanların saunaya girmemesi doğru olur.

    Dikkat: Saunaya başlayacak olan herkesin, önce bir doktora danışması, durumunu açıkça anlatarak saunaya girmesinde bir engel olup olmadığını öğrenmesi doğru olur. Ayrıca, geçirilen herhangi bir hastalıktan sonra, saunaya girmeden önce bir doktora danışmakta yarar vardır.
    Şeker hastalarının, iltihapsız varisi olanların, tedavi edilmiş yüksek tansiyonu olanların ve glokom hastalığı olanların saunaya girmesinde tıbben herhangi bir engel yoktur.

    Not: Bacaklarında varis olanlar saunada bacaklarını sarkıtmamalıdırlar.
    Çocuklar da saunaya girebilir. Tıbbi yönden çocukların yetişkinler kadar saunada kalmalarında herhangi bir engel yoktur. Sauna nedeniyle bağışıklık sistemleri güçlenen bebek ve çocuklar enfeksiyonlara karşı daha dirençli olur. Saunaya girmenin yaş sınırı yoktur, ancak ileri yaşlarda saunaya başlamadan önce bir doktora danışılmasında yarar vardır. Vücut saunaya yavaş yavaş alıştırmalı, ilk girişte 15 dakika kalmamalı, saunaya arka arkaya üç kere girilmemelidir. Sauna banyolarıyla, yaşlılıkta metabolizma yavaşlamasına bağlı olarak gelişen şikâyetler etkili olarak azaltılabilir. Yaşlı insanlar saunadan sonra bir vücut kremi sürmeli veya yağlanmalıdır.


    Saunaya Girmeden Önce Yapılması Gerekenler: 

    Eğer evdeki saunaya girilecekse, saunamn 1-2 saat önceden ısıtılmaya başlanması gereklidir. İçerideki termometre istenilen ısıya ulaşıldığını gösterse de, tavan ve duvarlar ısınmamıştır. Diğer bir deyişle sauna olgunlaşmamıştır. Olgunlaşmamış bir saunada terlemede gecikme olur veya ilk girişte hiç terlenmez.
    Haftada bir gün saunaya girenler 3 sauna banyosu, haftada 2 gün saunaya girenler 2 sauna banyosu, her gün girenler 1 sauna banyosu yapmalıdır. Saunaya girmek için en uygun zaman öğleden öncedir, iş bitiminde girilen sauna ise günün yorgunluğunu ve stresini atmaya yardımcı olur.


    Dikkat: Saunaya girmeden kısa süre önce ve saunadan hemen sonra spor yapılmaz. Saunadan önce spor yapılmışsa, kan dolaşımının sakinleşmesi, vücudun dengesini bulması ve soğuması için bir süre beklenmelidir.

    Saunaya giderken uzun bir havlu, bir bornoz, plastik terlik, sabun almak gerekir. Plastik terlikle saunanın içine girilmez. İçerideki sıcak yüzünden terliklerdeki boyadan açığa zehirli gazlar çıkabilir.

    Uzun havlu saunaya girildiğinde üzerine oturmak ve yatmak için gereklidir. Böylece banktaki olası mikroplardan ve ağacın sıcağından korunmuş oluruz. Kurulanmak için yeterli sayıda havlu almak gerekir. Bornoz kurulanmak için kullanılmamalı, dinlenme süresinde giyilmelidir; vücudun nemini alarak aşırı soğumayı önler.

    Saunaya girmeden önce duş alınarak tüm vücut temizlenmelidir. Duştan sonra vücut çok iyi kurulanmalıdır, çünkü vücuttaki nem serinlemeyi sağlayacağından terlemeyi engeller. Yüzdeki her türlü kozmetik çok iyi temizlenmelidir. Yüzdeki kozmetik terlemeyi zorlaştırır, derinin hava almasını önler. Saunaya mayo, peştamal ve benzeri bir örtüyle girilmez. Giyilen tekstilin aşırı derecede ısınmasından, deride kızarmalar veya haşlanmalar ortaya çıkabilir. Giyilen tekstil nedeniyle terin buharlaşamaması sıcağın bloke olmasına neden olur.
    Takılar çıkarılmalıdır. Madeni olan her türlü takı aşırı derecede ısınarak yanıklara neden olabilir. Bu metal çerçeveli gözlükler için de geçerlidir. Plastik çerçeveli gözlük ise saunada camları buharla kaplandığından görmeyi zorlaştırır. Saunaya lensle girilebilir. içerideki sıcak nedeniyle lens kurumaz.

    Dikkat: Saunada konuşmak vücut için zararlı ve yorucudur.

    Not: Eğer saunada terlenemiyor veya terleme çok geç başlıyorsa, saunaya girmeden önce ayaklara sıcak su banyosu yapmalı ve vücut kuru olarak, orta derecede sert olan. doğal kıllı bir fırçayla fırçalanmalıdır.
    Saunada sürekli yatılmamalıdır. Kan dolaşımının herhangi bir sorunla karşılaşmaması için son birkaç dakika oturularak geçirilmelidir. Arzu eden son dakikayı en alt bankta oturarak geçirebilir. Saunada kalma süresini uzatmak, yarar yerine zarar verir.


    Saunada 15 dakika orta derecedeki sıcaklıkta durmak yerine, 8 dakika en yüksek sıcaklıkta durmak daha yararlıdır. Saunada ne kadar kalabileceğine her insan kendisi karar vermelidir.

    Saunadan Çıktıktan Sonra Yapılması Gerekenler

    Saunadan çıktıktan sonra vücut soğutulur. Bunun için en iyisi havası kuru, soğuk bir yerdir. Eğer açık havaya çıkma olanağı yoksa, açık pencereli bir oda serinleme yeri olarak kullanılır. Kan dolaşımı açık havada veya serinleme odasında birkaç dakikada sakinleştikten sonra, vücudun kısa sürede soğuması için birkaç saniye için soğuk su havuzuna girilir veya soğuk suyla duş yapılır. Soğuk su havuzuna başın da ıslanacağı bir biçimde 1-3 kere dalıp çıktıktan sonra, havuz terkedilmelidir. Havuzda 10-20 saniyeden çok kalınmamalıdır.

    Birkaç saniye çok soğuk suda banyo yapmak, uzun süre ılık suda banyo yapmaktan daha yararlı ve doğrudur. Soğuk duşta su geniş bir hortumla ayaklara, sonra kollara, sırta ve en son olarak baştan aşağı dökülmelidir. Ancak soğuk suyun altında 20-30 saniyeden daha uzun süre kalınmamalıdır. Su tazyikli olmamalıdır. Tazyikli suyla duş yapmak veya vücuda tazyikli su sıkmak çok zararlıdır. Kaslar yumuşamış ve vücut sıcak olduğu için saunadan çıkıldığında sert hareketlerden kaçınılmalıdır.
    Hareketler yumuşak ve yavaş olmalıdır. Saunadan çıkıldığında normal solunuma devam edilmeli, hava derin derin ciğerlere çekilmemelidir. Soğuk su banyosundan çıkınca vücut çok iyi kurulanır, bornoz giyilir ve dinlenmeye geçilir. Soğuk duştan sonra istenirse, ayaklara sıcak soğuk su banyosu yapılarak saunanın etkisi artırılabilir. İki sauna banyosu arasındaki süre de çok önemli olan noktalardan biridir. Dinlenme süresinin çok uzun tutulmaması gerekir. Serinleme ve dinlenme süresi toplam 20-30 dakika arasında olmalıdır.

    Son sauna banyosundan sonraki dinlenme süresinin sonunda vücudun bir masör tarafından masajlanması, saunanın olumlu etkisini artırır. Saunada terledikten sonra sıcak suyla duş yapmak, buhar banyosuna girmek, sıcak su havuzunda yüzmek kan dolaşımı açısından tehlikelidir. Saunaya yaz kış düzenli olarak girilirse, sağlık üzerindeki olumlu etkisi daha da artar.


    Saunanın Tarihçesi

    Sauna sözcüğü, bugün konuşulan Laponca’dan önceki eski Laponca’da, kar yığıntısına açılmış delik anlamına gelen savne sözcüğünden türemiştir. Laponca suozvnje sözcüğü ise, kar veya yer altındaki çukur anlamına gelir.

    Asya ve Avrupa’nın kuzeyinde yaşayan insanların, soğuğa karşı dirençlerini artırmak için yer altındaki kovuklara veya çadırlara kızgın taş koyarak terleme yöntemini kullanmaya ne zaman başladıkları bilinememektedir. Finlandiyalıların sauna dedikleri bu banyo çeşidi, günümüzde tüm dünyada aynı adla tanınmaktadır. Asya’nın kuzeyinde yaşayan toplulukların bu banyo yöntemini, Avrupa’ya ve Bering boğazından geçerek Amerika’ya taşıdıkları bilinmektedir.
    Avrupa’da saunayla ilgili ilk yazılı bilgi 15. yüzyıldandır. Bu yazılı belgelerden eskiden saunada et tütsülendiği, malt ve keten kurutulduğu, insanlara tedavi edici kompresler yapıldığı, ayrıca sıcakta kan daha iyi aktığı için hekimlerin ve berberlerin hacamat yaptığı anlaşılmaktadır. Finlandiya’da sauna doğum odası olarak da kullanılmıştır. Doğum anne ve bebeğin dayanacağı sıcaklıkta yaptırılmaktaydı. Önceden 100° C’ye ısıtılmış olan saunadaki havanın dezenfekte olması nedeniyle anne albastıdan korunmaktaydı.

    Herodot, İskitlerin ateşte kızdırılmış taşlan yuvarlayarak küçük çadırları ısıttıktan sonra, içine girerek terlediklerim yazmıştır. Bu yöntem Yunanlıların hamam kültürünün temelini oluşturmuştur. Hamam kültürünü Yunanlılardan alan Romalılar, banyo yapmayı kalabalık toplumların eğlencesi durumuna getirmiştir. Avrupa’da toplu olarak banyo yapma ve temizlik kültürü 14. yüzyıla kadar sürmüştür. Ancak insanların bir arada banyo yapması kiliseyi rahatsız etmiş, banyo yapanların cezalandırılması bile gündeme gelmiştir.

    Bunun sonucu olarak pis kokulardan ve çok kötü görünümlü saçlardan kurtulmak için parfüm ve peruk sanayii gelişmiştir. 19. yüzyıla kadar saunaya girmek rezillik olarak kabul edilmiştir. Saunanın diğer hamamlardan farkı kuru ve sıcak havadır. Günümüzden 2000 yıl önce Asya’nın kuzeyinden gelerek bugünkü Finlandiya’ya yerleşen Finliler, Moğolların buluşu olan sıcak taşla terleme ve hamamı yöntemini beraberlerinde getirmiştir. Sonra bu taş hamamdan saunayı geliştirmişlerdir. Sıcak taş terleme hamamında bir kulübe veya ufak bir mağara, ateşte kızdırılan taşla doldurulur ve üzerine su dökülürdü.

    Meydana gelen nemli sıcak hamamda terlenirdi. Taş devrine kadar uzanan bu en eski tip sıcak banyo yapma yönteminin saunadan farkı, içerideki havanın kuru olmamasıdır. Bu hamam tipi Moğollar tarafından geliştirilmiş ve Bering boğazı üzerinden Kuzey Amerika’ya götürülmüştür. Roma hamamında banyo, tabanından ve içi boş duvarlardan sıcak havayla kuru olarak ısıtılır. Roma hamamında sıcak ve soğuk su bulunmaktadır. Hamam sözcüğü Arapça kızdırmak anlamına gelmektedir. Türk veya Arap hamamı kaim duvarlıdır, birçok odadan oluşur. İçerisinin sıcaklığı 40-50°C arasındadır. Tavana doğru yükselen nemli sıcak hava, ısıtılan su kazanından yükselir. Hamamda sıcak ve soğuk su bulunur.

    Rus hamamı banja ağaçtan bir kulübedir, yapı bakımından saunaya benzer. Bir taş sobayla en çok 50°C-ye kadar ısıtılır. Sobanın üzerine sürekli su dökülerek hamamda su buharından kaim bir sis bulutunun oluşması sağlanır. Rus hamamı saunaya göre daha soğuk ve daha nemlidir.
    Günümüzde saunada da gelişen teknikten yararlanılmaktadır, ancak yöntemde hiçbir değişiklik yapılmamıştır.

    14 Mayıs 2012 Pazartesi

    CANAN EFENDİGİL KARATAY DİYETİ, KARATAY KAHVALTISI VE ÖĞÜNLERİ

    By: Otçu Kız On: 08:07:00
  • Yazıyı Paylaşın

  • Karatay diyeti nasıl uygulanır?
    Bu diyeti ülkemizde yetişen kendi yiyeceklerimizle uyguluyoruz. Biz bir Akdeniz ülkesiyiz. Akdeniz
    ikliminde yetişen yiyecekler en sağlıklı gıdalardır. Fakat bu gıdaları bazı pişirme usulleri ve
    kullandığımız tehlikeli yağlarla kendimiz zararlı hale sokabiliyoruz. Kilo alma sebebi de işte bu
    uygulamalar ve tehlikeli yağlar.

    Karatay Diyeti kitabında da anlattığımız gibi, öncelikle sağlıklı yağlar ile sağlıksız olanları birbirinden
    ayırmak gerekiyor. “Yağ yenilince vücutta yağ oluşur” düşüncesi tamamen yanlıştır. Sağlıklı yağlar kilo
    aldırmaz, kilo verdirir. Çünkü kilo aldıran yağlar değil, karbonhidratlardır. Bu tüm dünyada kabul
    ediliyor ama ilaç firmaları ve gıda endüstrisi tarafından dile getirilmesi engelleniyor. Çünkü tüm gıda
    firmaları yağsız yiyecek üretmek üzere yatırımlarının yapmış durumda. Tabii insanların sağlığı gün
    geçtikçe bozulduğu için ilaç firmaları da büyük getirim elde ediyor.

    Tıp fakültesi ikinci sınıfında biyoloji dersinde yağ yenildiğinde vücuda yağ olarak girmeyeceği öğretilir.
    Yani biyoloji konusunu biraz bilen biri, bu konuyu bilir. Yumurta yediğimiz zaman vücuda yumurta
    olarak girmez işte bu sebeple yumurta kolesterole neden olmaz.

     Tavuk yediğimiz zaman tavuk mu oluyoruz? Ki yumurta yediğimiz zaman kolesterolümüz yükselsin? Balık yerken vücuda balık olarak mı giriyor? 

    Bunlar yenildiği zaman bağırsaktan kırılır, yıkılır, emilir ve kan dolaşımı ile karaciğere gelir.
    Karaciğer, bütün vücudun ihtiyacına göre yağını da, proteinini de, şekerini de üretir. Karatay diyeti zor
    bir şey değil. Beslenme konusunda doğru bildiğimiz yanlışları düzeltip, fizik hareketimizi biraz artırıp,
    leptin hormonunun gündüz ve gece salgılanmasını sağlayabilirsek, birikmiş yağlar yıkılarak gider zate

    Karatay diyetinin en temel prensipleri neler?

    Karatay Diyeti’ni uygularken yediğiniz her şey doğal ve mevsimsel olacak. Katkı maddesi içeren ve
    işlenmiş hiçbir şey yenmeyecek. Yemek yenilen zamanlara dikkat edilecek. En önemli nokta, akşam
    sekizden sonra hiçbir şey yememek, bol su içmek ve hareket etmektir. Hareket çok önemli, bunun için
    herkesin bahane ortaya koymadan vakit ayırması gerekiyor. Ben özellikle büyük iş adamlarımız, banka
    veya şirket müdürleri ya da memurlarımız geldiğinde öğle tatilinde, dışarı çıkıp 15-20 dakika
    yürümelerini öneriyorum. Başlangıçta bu bile yeterli. Yatmadan önce yaşadığınız binanın etrafında
    birkaç tur atabilir veya çocuğunuz varsa hiç evden çıkamıyorsanız, eşinizi alın müziği açın, bir saat
    dans edin. Kol bastı mı yaparsınız, vals mı yaparsınız, rock’n roll mu yaparsınız tercih sizin!

    Diyette çok çabuk sonuç almak isteniyor. Karatay Diyeti kitabını alıp uygulamaya başlayacakların
    hayatlarında bu diyet neleri değiştirecek?

    Tek bedeni herkese giydiremiyoruz. Herkes kendine özeldir. Yaşam biçimi, yaş durumu, doğurganlık
    çağında olup olmaması, hamile olup olmaması, sporcu olup olmaması, sedanter (hareketsiz) olup
    olmaması, menopoz, kullandığı ilaçlar kilo verme sürecini etkiler. Karatay diyetinin amacı, sağlıklı
    beslenme ve yaşam biçimini yerleştirmektir. Alışkanlıklarımızı sağlıklı yönde değiştirmektir.
    Alışkanlıklar kolay kolay değişmediği için bu diyette birden bire kilo verilmez. Çünkü maalesef yıllarca
    vücutta birikmiş yağlar kızgın tavadaymış gibi erimez. Metabolizmanın terse dönmesi gerekiyor.


    Karatay diyeti ile önce vücudun kilo alması yani yağların birikmesi önleniyor daha sonra bir durağanlık
    devresi oluyor ondan sonra da birikmiş olan yağlar yıkılarak kalıcı olarak kilo veriliyor. Bu diyeti
    uygulamaya başladıktan sonra yediklerimiz bizi acıktırmıyorsa işte bu iyileşmenin ilk belirtisidir. İlk
    haftalardan itibaren bu iyileşme başladı ise doğru yoldayız demektir.

    İlk hafta hemen herkes farkı hissediyor. Daha sonra ortalama altı aya kadar sonuç alınabiliyor. Ancak
    önemli hastalığı olanlarda iki seneye kadar süren takipler de var. Bu sebeple sabretmek gerekiyor.
    Gençlerde çok hızlı sonuç alınabildiği gibi 60 yaş üstü menopozdaki hanımlarda daha yavaş yol
    alınıyor. Günde 5 km yürüyen çok hızlı hedefe ulaşabildiği gibi, günde 20 dakika yürüyen daha yavaş
    ilerliyor.

    ‘Karatay diyetini eksiksiz uygulayan herkes kesinlikle kalıcı kilo verir’ diyebilir misiniz?

    Bugüne kadar 1500’den fazla hastam bu programı uyguladı ve uygulayanlar hastalarımın hepsi çok
    memnun. Sağlıklarına kavuştular ve gençlik kıyafetlerini giymeye başladılar. Verdikleri kiloları hiçbir
    zaman geri almadılar. Mutlular, neşeliler, kafaları dinçleşti ve enerji kazandılar. Binlerce hastanın
    yaşadığı sonuçlar bize bu diyetin başarısını birebir gösterdi.

    Çoğu diyette yasaklanan kırmızı et, tereyağı, yumurta, pastırma, kuru fasulye ve turşu ve
    kuruyemişleri bilimsel gerçeklerle serbest bırakıyor. Bakalım, bu diyeti diğer diyetlerden ayıran
    özellikler neler ?

    Beslenme ile hücresel/hormonal fonksiyon bozuklukları arasındaki yakın ilişkiye odaklanan Prof. Dr.
    Canan Efendigil Karatay, “Eğer kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken
    halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı
    arzuluyorsanız; unutkanlık şikâyetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız
    işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız bu diyeti uygulayabilirsiniz” diyor.
    Kitap’tan çıkan “Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si / Karatay Diyeti” adlı kitapta bu diyetin
    diğer diyetlerden farkı şöyle anlatılıyor:

    “Karatay Diyeti’nin diğer diyetlerden daha rahat uygulanabilir ve farklı olmasının temelinde, düşük
    glisemik indeksli besinlerin tüketilmesinin öne çıkması yatar.”

    Glisemik indeks nedir ?

    Glisemik indeks (Gİ), herhangi bir yiyeceğin içinde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır.
    Karbonhidrat içeren bir yiyecek kana geçtiğinde, kan şekerini yükseltme hızını gösterir. Rafine edilmiş
    ve işlenmiş hazır yiyeceklerin glisemik indeksleri oldukça yüksektir.

    Düşük glisemik indeksli besinlerin vücudumuza yararları nelerdir ?

    Gün boyunca kan insülini düşük kalır ve dalgalanma göstermediği için acıkma hissi olmaz. Uzun sürse
    tokluk hissedilir. Ara öğün olarak göbekte biriken yağı ve iç depolarımızı kullanırız. Yağlarımız
    depolanmaz, daha hızlı yıkılarak giderek azalır, karaciğer ve göbek yağımız erir ve göbek çevremiz
    incelir. Kilolarımızı rahatlıkla verir, tekrar geri almayız. İsteksiz, sinirli, sıkıntılı ve umutsuz duygular
    içinde olmayız.


    Kaslarımız erimez, su kaybımız olmaz. Karaciğerde biriken yağımız eridiği için, karaciğerimiz sağlığına
    kavuşarak normal çalışır. Metabolizmamızda yavaşlama olmaz, hızlı çalışır. Kan yağlarımız normalleşir,
    HDL yükselir, depo yağ şekli olan trigliseridler düşer. Bağırsaklar düzenli çalışır.
    Leptin hormonu gerçeği

    Prof. Dr. Karatay, kilo vermede en kritik hormonun “leptin” hormonu olduğunu söylüyor. Leptin
    hormonu, beyaz yağ ve pankreas hücrelerinde üretilip salgılanan, insan vücudunda beyaz yağ
    hücreleri tarafından depo edilen bir hormon.

    Tokluk hissi verme, açlığı bastırma, yediklerimizin yeterli olup olmadığını beyne iletme gibi çok önemli
    görevleri var. Leptin, insülin hormonuyla birlikte vücudumuzun yakıt ve enerji düzeyini idare edip
    düzenliyor.

    Neden az yesek de zayıflayamıyoruz?

    Sık sık bir şeyler atıştırılması ya da çok büyük porsiyonlar tüketilmesi sonucu insülin hormonu fazla
    miktarda salgılanacağı için, kan insülin düzeyi uzun süre yüksek olarak kalacaktır. İnsülin hormonunun
    sürekli olarak salgılanması, leptin hormonunun da sürekli olarak salgılanmasına neden olur. İnsülin ve
    leptin hormonlarının dolaşımda uzun süre yüksek olarak kalması, bütün dokularda bulunan insülin ve
    leptin hormonlarının komutlarını algılayacak olan hücrelerin, bu hormonların komutlarını işitemez
    hale gelmelerine neden olur.

    Leptin hormonu pankreasta bulunan hücrelere etki edemez ve insülinin salgılanmasını engelleyemez.
    Leptin hormonunun mesajını algılayamayan pankreas hücreleri, insülin salgılamaya ara vermeden
    devam edeceğinden, yağların depolanması da sürer. Bu durumda ne kadar az yesek de yavaş yavaş
    yağlarımız ve kilomuz artar.

    Leptin ve insülin direncini kırmak için yapılması gerekenler

    * Fizik aktivite
    * Düşük glisemik indeksli gıdalar tüketmek
    * Sağlıklı yağları kullanmak (Tereyağı, hayvansal katı yağlar, balık yağı yani Omega 3, ısıl işlem
    görmemiş mısırözü ve ayçiçeği yağları yani Omega 6, zeytin ve fındık yağları yani Omega 9)
    * İşlenmiş gıdalardan uzak durmak (ilaç, yemek boyası, kimyasal katkı maddesi ve trans yağ
    içermeyen gıdalar)



    KARATAY YAŞAM BİÇİMİNE BAŞLANGIÇ

    Bırseyı ogrenmenın en ıyı yolu ıkı kere yuksek sesle haykırmakmıs, boylece yani yazarak haykırınca
    bilinçaltına format atmıs oluyor ınsan.
    Bildirim


    Hedef: Verılen kılo yuzdesı(bu hafta verılen kılo/gecen haftakı kılo *100) :
    Mönü
    Kalkınca:

    1.öğün:
    2. öğün:
    3. öğün:

    Sıvı:
    Spor:


    Karatay Diyetine göre bir haftalık örnek mönüde bulunabilecek gıdalar ve yemek saatleri şöyle
    planlanabilir:

    PAZARTESİ
    Karatay Kahvaltısı (08.00-09.00)
    İki adet yumurta (Suda haşlanarak rafadan ya da kayısı kıvamında hazırlanmış. Tereyağında peynirli
    omlet de yapılabilir.)8-10 adet tuzu alınmış yeşil ya da siyah zeytinBir avuç içi kadar beyaz peynir,4-5
    adet gün kurusu kayısıŞekersiz bitki çayı, su ya da meyve çayıBir (ince belli) çay bardağı ceviz (Ekmek
    yerine beyaz peynirle birlikte yenebilir. Cevizler mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Öğle yemeği (13.00-14.00)
    Bir avuç içi kadar dana söğüş, bol salata ve zeytinyağlı fasulyeSalata olarak dilimlenmiş ya da
    rendelenmiş turp ve havuç veya mevsim salatası, doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve
    sızma zeytinyağı ile hazırlanmalıdır.Bir su bardağı tuzsuz ayranArzu edildiği kadar şekersiz bitki çayı ya
    da su
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Yarım su bardağı kadar ceviz Şekersiz olarak sevdiğiniz herhangi bir çay ya da taze limonlu su
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    Balık, yeşil soğan, roka ve turp (Salata bol miktarda hazırlanıp, içine, doğal sirke, limon, az miktarda
    kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ile birlikte tane keten tohumu ilave edilerek hazırlanmalıdır.)

    SALI

    Kahvaltı (08.00-09.00)
    Kayısı kıvamında suda haşlanmış iki yumurta (Saf tereyağı ya da zeytinyağı ile omlet veya menemen
    de yapılabilir)8-10 adet tuzsuz zeytin Bir avuç içi kadar beyaz peynir2-3 adet çarliston yeşilbiber5-6
    adet minik domatesŞekersiz çay ya da sütBir (ince belli) çay bardağı fındık (Ekmek yerine beyaz
    peynirle birlikte yenebilir. Fındık mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Yarım su bardağı kadar ceviz Bol su ya da yeşil çay
    Öğle yemeği (13.00-14.00)
    Bir tabak zeytinyağlı barbunya ya da etli sebze yemeğiLahana ya da karnabahar salatası (Çiğ ya da
    buğulanmış olabilir)Bir su bardağı ayran ya da bir kase yoğurt
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir orta boy elma ya da mevsim meyvesiBir kase yoğurt (Mümkünse evde mayalanmış veya
    geleneksel usulle üretilmiş. Kesinlikle diyet olmayacak)Şekersiz çay ya da bir fincan Türk
    kahvesiNescafe olarak bilinen granül kahveler işlenmiş gıda oldukları için yasak


    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    Balık ızgara (Fırında veya buğulama usulü de pişirilebilir)Bir tabak pilakiRoka, yeşil soğan, maydanoz
    ve bir tatlı kaşığı keten tohumu (Tüm salatalara doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve
    sızma zeytinyağı ilave edilebilir.)İki kibrit kutusu kadar tahin helvası

    ÇARŞAMBA
    Kahvaltı (08.00-09.00)
    Kayısı kıvamında suda haşlanmış iki yumurta (Saf tereyağı ya da zeytinyağı ile omlet veya menemen
    de yapılabilir)Bir avuç içi kadar beyaz peynir2-3 adet tatlı kırmızıbiberYeşil çay ya da sevilen bitki
    çayıBir çay bardağı (ince belli) Antep fıstığı (Ekmek yerine beyaz peynirle birlikte yenebilir. Fıstıklar,
    tuzsuz ve mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Tuzsuz yerfıstığı (Kavrulmamış ve mümkünse yeni kırılmış olmalı)Bol su ya da bitki çayı
    Öğle yemeği (13.00-14.00)
    Bir bardak zeytinyağlı taze yeşil fasulye3-4 adet ızgara köfte1 kase yoğurtTurp ve havuç rendelenerek
    hazırlanmış salata ve bir tatlı kaşığı keten tohumu (Tüm salatalara doğal sirke, limon, az miktarda
    kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ilave edilebilir.)Bol su veya ayran
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir elma ya da armut1 kase yoğurt
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    3-4 kalem kuzu pirzola ya da avuç içiniz kadar bonfile ızgara. Zeytinyağlı enginar ya da bir tabak taze
    baklaMevsim salatası ve bir tatlı kaşığı keten tohumu


    PERŞEMBE
    Kahvaltı (08.00-09.00)
    İki yumurta ile hafif ateşte tereyağı ile pişirilmiş peynirli omlet8-10 adet tuzsuz zeytin Bir avuç içi
    kadar beyaz peynir1-2 adet çarliston yeşilbiber ya da 1-2 adet salatalıkTaze maydanoz ve
    kırmızıbiberYeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir (ince belli) çay bardağı ceviz içi (Ekmek yerine beyaz
    peynirle birlikte yenebilir. Cevizler, tuzsuz ve mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Bir avuç içi kadar tuzsuz yerfıstığı ya da badem içi (Mümkünse yeni kırılmış olmalıdır)Taze limon
    eklenmiş bol su ya da bitki çayı
    Öğle yemeği (12.00- 13.00)


    Bir avuç kadar dana bonfile ya da 3-4 kalem kuzu pirzolasıBir tabak zeytinyağlı pırasa 5-6 adet minik
    domatesBir kase yoğurt ve bir tatlı kaşığı keten tohumuBol su
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir ufak portakal veya mevsim meyvesiBir avuç içi kadar tuzsuz yerfıstığı ya da badem içi (Mümkünse
    yeni kırılmış olmalıdır)
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    Balık ızgara, kırmızı kuru soğan, dilimlenmiş turp ve rokaBuğulanmış Brüksel lahanası ve rendelenmiş
    havuç ya da lahana salatasıBir tabak piyaz ya da zeytinyağlı barbunya


    CUMA
    Kahvaltı (08.00-09.00)
    İki yumurta ile hafif ateşte tereyağı ile pişirilmiş omlet8-10 adet tuzsuz zeytinBir avuç içi kadar peynir
    Taze maydanoz, tatlı kırmızıbiber ve 1-2 adet salatalıkŞekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir
    (ince belli) çay bardağı Antep fıstığı (Ekmek yerine beyaz peynirle birlikte yenebilir. Fıstıklar, tuzsuz ve
    mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Bir avuç içi kadar ceviz içi (Mümkünse yeni kırılmış)Bol taze limonlu su ya da bitki çayı
    Öğle yemeği (12.00- 13.00)
    Bir porsiyon şiş kebap (Yanında pide, pilav ve patates yenilmeyecek)Taze yeşilbiber, domates, turp,
    maydanoz, soğan ve sumakBir kase yoğurt ve bir tatlı kaşığı keten tohumuBol su ya da ayran
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir elma ve avuç tuzsuz yerfıstığı (Kavrulmamış ve mümkünse yeni kırılmış)Taze limon eklenmiş su ya
    da şekersiz çay
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    3-4 kalem kuzu pirzolasıMevsim salatası (Tüm salatalara doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya
    tuzu ve sızma zeytinyağı ilave edilebilir)Zeytinyağlı enginar ya da yoğurtlu semizotu salatası

    CUMARTESİ
    Kahvaltı (08.00-09.00)
    Pastırmalı yumurta8-10 adet tuzsuz zeytinBir avuç içi kadar peynir ve taze maydanoz ya da nane ile
    birlikte Şekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir (ince belli) çay bardağı Antep fıstığı (Ekmek
    yerine beyaz peynirle birlikte yenebilir. Fıstıklar, tuzsuz ve mümkünse yeni kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Bir avuç içi kadar ceviz içi (Mümkünse yeni kırılmış)Taze limon eklenmiş bol su ya da şekersiz bitki çayı

    Öğle yemeği (12.00- 13.00)
    Bir porsiyon bonfile ızgaraTaze yeşilbiber ve domates ya da kuru soğanYoğurt, semizotu ve bir tatlı
    kaşığı keten tohumu yağıBol su veya ayran
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir ufak boy portakal veya elmaŞekersiz yeşil çay
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    Balık ızgaraDilimlenmiş beyaz turpBol roka, domates ve taze yeşil soğan ile hazırlanmış salata (Tüm
    salatalara doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ilave edilebilir)İki kibrit
    kutusu kadar tahin helvası

    PAZAR
    Kahvaltı (08.00-09.00)
    Peynirli omlet ya da pastırmalı yumurtaBir avuç içi kadar beyaz peynir8-10 adet tuzsuz zeytinTatlı
    kırmızıbiber, domates ve salatalıkŞekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayı Bir (ince belli) çay
    bardağı ceviz içi (Ekmek yerine beyaz peynirle birlikte yenebilir. Cevizler, tuzsuz ve mümkünse yeni
    kırılmış olmalıdır.)
    Ara öğün (şart değil) (10.00)
    Bir avuç içi kadar ceviz içi (Mümkünse yeni kırılmış)Taze limon eklenmiş bol su ya da şekersiz bitki çayı
    Öğle yemeği (12.00-13.00)
    Bir tabak kuru fasulye, bonfile veya biftek (bir avuç içi kadar) (Yanında pilav ve patates
    yenmeyecek)Bir adet kuru soğanÇoban salatası (Tüm salatalara doğal sirke, limon, az miktarda kristal
    kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ilave edilebilir)Bol su
    Ara öğün (şart değil) (15.00)
    Bir avuç tuzsuz yerfıstığı (Kavrulmuş ve mümkünse yeni kırılmış)Şekersiz çay
    Akşam yemeği (18.00-19.00)
    Balık ızgaraTaze yeşil soğan, bol roka ve domatesKözlenmiş taze kırmızıbiber

    ÖNEMLİ NOT: Her gün akşam saat 19.00-20.00′den sonra meyve dahil hiçbir şey yenilmemeli; bol 
    su, taze limon eklenmiş olarak içilebilir ve mümkünse yatmadan önce 30-40 dakika kadar yürüyüş 
    yapılmalı


    KARATAYCILARDAN SORU CEVAP
    Acıkmıyor olmak ve aklımın yemekte olmaması süper bir duygu. Bir de vücudumun çeşitli yerleri
    atıyor örneğim bacaklarım, kollarım :)) Ha bir de sol gözüm sürekli seğeriyor kilo verdiğimi bunlardan
    anlıyorum :)
    1. Akşamları süt/ayran içiyorum demişsin. Saat kaçta? O da insülin dengesini bozmuyor mu?
    Sekızden sonra ıcıyorum, bozmuyor, ıyı gelıyor.

    2.  Miktar olarak ne kadar kuruyemiş yiyorsun? 
    Neredeyse her öğünün ardından 1 avuç yiyorum. (3 öğün yiyorum). Ben ayda 45 ekmek
    tuketıyordum,ekmekte depresyonu engelleyen B vıtamınlerı var,bunun muadılı olarak
    cevız,fındık,fıstık,yer fıstıgı yenılebılıyor ben enaz bır cay bardagı tuketıyordum,yalnız bazı yoresel
    yemeklerımız lavas ekmekle yenıldıgınden boyle yemeklerı de yıne cevızle yedım,bır de bandıra
    bandıra ekmekle yenen yemekler vardır ya onların da yanında yedım cevızı,durum yapılıp yenen
    yemeklerımı de marula sararak ıcıne cevız ekleyerek yedım,oncelerı cevız tuketımım fazlaydı
    tabıkı,ama sonra zamanla(seker tuketımım azalınca,krom kaybım durdu,krom tokluk saglıyor)cevız vb
    tuketımım bır cay bardagı ya da bırbucuk cay bardagı kadar oldu.

    3. Hangi tuzu alıyorsun ? 
    Kitapta tuz için Krıstal Saydam Kaya tuzu demıs, ben de eskısehır uretımı boyle bır tuz buldum
    bakkaldan,tursu yapımı ıcın kullanılan(rafıne edılmemıs olanlarıdan)buldum onu kullanıyorum fıyatı 2
    TL cıvarı,degırmenlı tuzluga doldurdum kullanıyorum ıyı geldı bana, yanlıs tuz vucuttan element
    kaybına sebep oluyor, pıyasada satılan rafıne tuzlar boyle(bır kucuk kavanoza koyun bır salatalıgı
    bunlardan doldurun 2 gun sonra curudugunu gorursunuz salatalıgın,yanllıs tuzda boyle vucuttan
    elementı alıp odem olarak tutuyor,maalesef fırınllarda bır de ucuz dıye su arıtma cıhazları ıcın
    kullanılan tuzlardan kullanılıyormus.Zaten ılk hafta ekmek yemeyınce vucutta acayıp mıktarda sıslıkler
    gıdıyor.)

    4. Tüm kilonu 7ayda karatayla mı verdin? Spor yaptın mı?
    Ben ayda dort kılo verdım hep,bu rakam pek degısmedı,sanırım ılk aylarda bolca toksın attım,cunku
    toksınde yag gıbı ıkı katı kadar suyla vucutta tutunuyor,zaten ben beslenmıyor zehırlenıyormusum bu
    kesın.

    5. Günde 1meyve yenebilir mi sence? Mandalina yesem? Kilo verişi bozar mı?
    Kuru meyve önerırım seker hemen unutulmuyor,vucutta bagımlılık yapıyor,alkol gıbı,alkol de saf
    seker zaten dıyor hoca,bır kedım var delıktekı farenın kalp atısını duyabılıyor,refleksı kaplanınkı
    gıbı,avına odaklanıp yakalaması hıc zor degıl sebebı sıfır seker tuketmesı,elıme alkol surunce kacıyor
    benden,butun kedıler boyleymıs.

    6. Bir de sosyal bir ortama girdiğimde içecek olarak diet kola içiyorum 1 veya en çok 2 tane. Kilo verişi 
    bozmadığını farkettim. Senin görüşün nedir?


    Dıyet kola hazır gıda ,hazır gıda damarlara sakıncalı,ben Karatay a tam uyalı kırmızı kılcal varıs
    baslangıclarım kayboldu 6 aydan sonra,zaten varıs agrılarım durdu,2 yılda butun hucreler
    yenılenıyormus,varıslerım kaybolursa sasırmam,delıce gelebılır ama dolGulu dıslerım cıkarsa da
    sasırmam(boyle hadıseler var),bır de seker bunamaya sebep oluyor,zıhnım berraklastı,ılk okumada
    anlayabılıyorum cogunlukla,oncelerı 2 ya da uc u bulabılıyordu anlamam.

    7.  Spor yapıyor musun? Ne sıklıkta?
    Spor yapmıyorum fazla,ev ısı vb cok yaparım,kaldır ındır cok yaparım amele ısı gıbı ıslerım
    coktur,restorayon,boya yapma vb meraklıyımdır.Yuruyus yapıyorum ama daha 30 kılolardan sonra
    tempolu yurumeye basladım,hemen pahalı bır yuruyus ayakabısı aldım polarısten,evde dugun tv yı
    acıp cıftetellı oynardım,bır de basarıyı da kurguluyorum,secret cd ızle yı bır ızleyın ınternetten,orda
    holografık deney var,zıhınde aktıf olmayı kurgulayarak da ıstenılen kaslar calıstırılabılıyor,ızledıgım
    seylerı de degıstırdım komedı tarzı,hAberlerı ıntenet gazetesınden takıp edıyorum,kabızlık sorunum
    kalktı boylelıkle,keten tohumu da yardım edıyor buna,bır cay kasıgı kadar olacak fazlası ıshal yapıyor.

    8. Ketentohumu, omega3 vs gibi hangi takviyeleri ne sıklıkta kullanıyorsun? 
    Keten tohumu hergun var zaten omega3 ıcerıyor,omega3 takvıyeyı de hergun alıyorum(buna gec
    basladıydım besbucuk ay sonra keske daha once baslasaymısım)
    Keten tohumunu ve corekotunu agızda cıgneyerek tuketıyorum,corek otunu kuru ıncır vb arasına da
    koyarım bazen oyle tuketırım....cap cok hesaplı geldı 12TL 60 kapsul var ıcınde.

    9. Her sabah 2 yumurta şart mı? 1 veya 0 olmaz mı? 
    Kılo verınceye kadar sart,hatta gunde 8 yumurtaya kadar tuketebılırsınız dıyor hoca.Yani illa yeneck
    mi o 2 yumurta?Mutluluk verıyor tok tutuyor,omega3 ıcerıyor,vucut omega3 u yapamıyor . Bir de
    yumurta yiyemezsen muz gibi bir olay mı var?Evet muz yıyebılırsınız ,yerlı ıse 2 tane,ıthal ıse 1 tane.

    10.  Günde 1 kere wc olayı tamam, ben hiç kabızlık çekmedim ama, 2. nasıl olacak?
    Cok fazla hazır gıda tukettıgımız ıcın ,maalesef bagırsak cıkısına yakın olan damarlar tıkalı oluyor bu
    dıyetle bu damarlar acılıyor sanırım ben 5.5 aydan sonra gunde 2 kere cıkmaya basladım wc ye.
    Herhalde keten tohumları falan etki edecek.

    12. Çok teşekkür ediyorum, bol sağlıklı günler diliyorum.
    Ben tesekkur ederım unutmayın 7 yasına gelınceye kadar enaz 145 bın kere buyukler ya yapma ya da
    ye demısler bıze, bu formatları sılmek ıcın paylasmak sart, yazın mutlaka hatta bıldırımlerın hepsıne
    katılın ,zamanla hersey oyle hızla ıyılesıyor kı ınanamazsınız,zıhın gucuylede erıyor bır kısmı,cunku karacıger sanal stresle de yag uretıyormus,yazın bunları yedım,fılan zamanla kaynasırsınız hem gunluk
    hem moral,hem hatıra.
    13. Sabrın için çok teşekkürler.
    Sabrımın sebebı omega 3 o da Karatay Diyet menu de bolca var,celık gıbı yapıyor sınirleri










    16 Nisan 2012 Pazartesi

    Her Yaşta Sağlıklı ve Mutlu Yaşam

    By: Otçu Kız On: 07:47:00
  • Yazıyı Paylaşın

  • GENEL YAŞAM FELSEFESİ

    •    AMAÇ: Bir idealin , her alanda hedeflerin
    Olmalı.
     -Amaç yok ise sandal boşa kürek çeker.
    -Hedeflerin hep standart sonuçlar üretiyorsa , yöntemlerini değiştirerek hedeflerine daha çabuk ulaşabilirsin.

     ÇALIŞKAN OLMAK: Çok çalışan insan ışıldar. Çevresine enerji yayar. Günleri çabuk,dolu dolu geçer. Ömrü uzar.




    •     ÖRNEK ALMA: Başarılı insanları örnek alabilisen kendi içindeki gücü daha iyi ortaya çıkarabilirsin.
    •    İLGİLİ OLMA: İnsanlara, ailene,ülkene, çağa ilgili olduğunda enerji gücün artar.
    •     ŞİMDİDE OLMAK: Dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.>

    •     Geçmişin acı olaylarına,anılarına odaklanmamalıyız. Gelecek ise kontrolümüzde değil.
    •    SADECE OLUMLUYA ODAKLAN: Negatif düşünce ve yargılarımız enerjimizden götürür. Bize iyi de yapsa, kötü de yapsa tüm insanları affetmeliyiz. (AFFETME SEANSI YAPILACAK)

    •     SÜREKLİ MUTLULUKLA ÇOŞ: Her bardağın dolu tarafını, her olayın güzel yönünü görmeliyiz.
    •    Engelle mi karşılaştın. Tecrüben artacağı için mutlu ol.
    •    İYİ BİR DİNLEYİCİ OL: Az konuş. Çok dinle. Ruhun sükun bulsun. Etkin artsın.

    •     ŞÜKRETME: Şükür sıhhati,enerjiyi,rızkı artırır.
    •    ESKİ DÜŞÜNCELERİ  DEĞİŞTİR: Ne kadar negatif düşünce varsa zihin ekranının çöp kutusuna gönder. Onun tam zıt anlamlısını zihin ekranına kaydet.(UYGULAMA)


    •    STRESLE BAŞ ETMEK: Olan her şey güzeldir. Sahip olduklarınızdan zevk alın. Öfke,endişe,korku gibi duygularınızdan vücudunuzu temizleyin.(dua,meditasyon,nefes terapisi vb)
    •    Çok stresli olduğunuzdan stres nefesi alın.(2*1 nefesi 10 kez yaptırılacak)

    •     Stres anında 2 bardak su için. Buda geçer Yahu deyin.
    •    Stresle eksilen Mg ihtiyacı için, o gün için 10 fındık,10 badem veya 3 dilim kepekli ekmek yiyin.
    •    Her olaya pozitif yönüyle bakın. Bu durum vücudu korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Tansiyonu dengeler. Kolesterolü asgari düzeyde tutar.

    •    BİLİNÇ ALTINI HİZMETİMİZE ALMAK:Bilinç altımız fonksiyonlarımızı yönetir. Bizi onarır. Onu yönetirsek yolumuz açılır.
    •    Beyin konuşulan ve düşünülen ile ilgili her şeyi bilinç ve bilinç altına getirir. Bilinç altı bilince destek verir.
    •    Bir gün karamsarım derseniz daha çok karamsar olursunuz. Neden? Bilinç altı bu durumu istek kabul eder. Vücudu karamsarlığa hazırlamak için hafızadan her şey getirilir.


    •    Karamsarlık etkileri tüm bedeni kaplar. Kişi o gün önüne çıkan her şeyden karamsarlık duyar.
    •    Pozitif düşünceli insan ne yapar?
    •    ARZU ETTİKLERİMİZE ODAKLANALIM: İstediklerimizi yoğun düşünelim. Örn: Hatayı değil, ders alıp ileriye bakmayı düşünelim.

    •    SEMBOLLERİ DOĞRU ANLAYALIM: Birisi ile bir sorun yaşarsak ona geçici hediye verelim.
    •     Bir doğum gününde ise kalıcı hediye verelim.
    •    ESKİ NESNELERİ EVİNİZDEN ATIN: Sizde olumsuzluğu çağrıştıran elbise, eşya, mobilya ne varsa 1 ay içinde evinizden atın.
    •    Bunlara baktıkça negatif enerji birikimi artar. Öfke,üzüntü artar. Peki ne olur?

    •    DEĞİŞİMDEN KAÇMAYIN: Ondan yararlanın.
    •    YENİLİKÇİ OLUN:Yenilikçilik tekrar deneme,hata yapma, tecrübe kazanmadır.
    •    KENDİNİZE İYİ BAKIN: Dünyada en iyi olduğunuz alan kendinizsiniz.




    •    SÜREKLİ NEŞELİ OLUN: Böğürtlen neşelendirir.
    •    Sevinemiyorsanız,mutlu değilseniz, bunalımda iseniz, gülmeyi unuttu iseniz böğürtlen yiyin.
    •    6 ay sonra farkı görün.

    •    En ileri düzeyde, kendi kendini iyileştirme ve canlandırma sistemi olan Transformasyonal Nefes Tekniği, geçmişte yaşanan ve bilinçaltında bastırılan travmaları temizler, fiziksel özellikleri canlandırır ve beyindeki duygusal ve zihinsel travmaları dönüştürür. Transformasyonal Nefes tekniğininin sağladığı oksijen artışının doğal faydalarının yanı sıra, fiziksel ve duygusal alanlarda maksimum gelişim sağlar ve farkındalık  düzeyini yükseltir



    •    HAYATA GÜLÜMSEYİN: Sempatik bakan gözlerinden sürekli sevgi enerjisi yayılan insanlar olun.
    •    Her gün güne enerjik başlayın. Huzurla başlayın: Güne şükrederek başlayın. Manevi pratiğiniz varsa yapın (namaz,dua vb) Sonra gençlik hareketlerini yapın.
    •    Tüm enerji meridyenleri ve vücut enerjisi akışa geçsin.

    •     ARDINDAN MEDİTASYON YAPIN:
       Meditasyon (içsel arınma) zihnimizin derinliklerini sükûnete götüren yöntemdir. Medete etmek zihnimizi korumak demektir. Olumsuz düşüncelerden, korku, kaygı, öfke, kızgınlık vb. zihnimizi koruruz

    •    Meditasyon enerji şarjına, moral şarjına, oksijenlenmiş taze nefes şarjına yol açar.
    •    Meditasyon bir disiplindir. Onu her gün sabah ve akşam 10 dk yapmak gerekir. Meditasyon zihni, davranışları terbiye eder. Kişi kendisi ve başkaları için faydalı işler yapar. Rabbine, insanlara ve topluma yakın olur. Güzel konularda içine ilham dolar. Feraseti gelişir.

    •    MEDİTASYON YAPARKEN OLUMLAMA CÜMLELERİ KULLANMAK;
    •    Kişinin rahatsızlığı veya değiştirmek istediği yönü ne ise onun ile ilgili olumlu cümle kurmalıdır.
       Örneğin; Kişi önyargıda bulunmaktan şikayetçi ise şu olumlama cümlesini kurabilir; “Tüm önyargıları bırakıyorum. Rahatlıyorum. İnsanları olduğu gibi kabul ediyorum.”

    •    Meditasyon günlük problemlerin etkisini siler. Dün eşinizle tartıştınız diyelim. Ertesi gün önemli bir görüşmeye gideceksiniz. Sabah Meditasyon yaptı iseniz ruhunuz sükunet bulmuş, olumsuz düşünce depoları silinmiş, öfke vücut dışına akmış olur. Sevgi dolu olursunuz .(1 HAFTA İÇİNDE EŞİ İLE TARTIŞAN VAR MI?)

    •    MEDİTASYON UYGULAMASI; 4*8*16
    •    İç dünyamız dış dünyadan çok büyüktür. Meditasyon ile iç dünyamızın güzelliklerine döneriz. Kendimizi her gün yenileriz. Kişisel performansımız artar. Etkimiz artar. Olaylarla baş etme yeteneğimiz gelişir

    •    KALİTELİ UYUYUN: Uyumadan önce güzel bir dua ve meditasyon yapın.
    •    Uyumadan önce tok olmayın. Hafif dinlendirici egzersiz yapın.
    •    Az kitap okuyabilirsiniz.
    •    Yatak odasında tv izlemeyin.
    •    Gece cep telefonlarını, gece hiç kullanılmayan odaya koyun.
    •    Güven ve huzur içinde yatağa gittiğiniz için şükredin. Ve derin bir uykuya dalın.

    •     BEDEN DİLİ ÖNEMLİDİR: Dik, onurlu ve vakarlı durun.(örnek)
    •    Gururlu ve kibirli değil.
    •    Sıkıntılı bir andasınız. Omuz ve başınıza diklenme komutu verin.İleriye bakın. Tebessüm edin. İçinizden çok iyiyim. Mutluyum. Huzurluyum diyin.

    •    MANEVİ ZENGİNLİĞİNİZ:Düşünce yapınızı sonsuz mutluluk üzerine kurun.
    •    Sonsuzluğun sahibi ile sürekli iletişim halinde olun.
    •    O size şahdamarınızdan daha yakın.
    •    Her yaratılanı yaradan dan dolayı sevin. Kimseye buğuz etmeyin.
    •     Sonlu varlık olduğunuz bilinci ile her gün sonsuza güzel azıklar hazırlayın.

    •    KENDİNİZİ İYİ HİSSEDİN: Her akşam iş dönüşü uyumadan ayak masajı yapın. 2 elin baş parmakları ile ayak parmaklarından başlayıp, ayak bileğine kadar germe masajı yapın. Ardından el ayası ile ayağın her noktasına masaj yapın.
    •    Kuru meyveler yiyin.
    •    Günde 1 kez eleriniz ile çakralar üzerinde 50’şer kez daireler çizin.(UYGULAMA)

    •     Çok sinirli iken göğüs orta kemiğine lavanta yağı ile masaj yapın.
    •    Ks,ifoid kemik ucunun 3 parmak yukarısına saat yönünde masaj yapın.(UYGULAMA)
    •    O gün sinirli olduğunuz bir konudan dolayı tam uyuyamıyor iseniz baş tepe noktası ve ksifoid kemik ucuna 1 dk masaj yapın.
    •    Bir kolunuz alnınıza bir kolunuz göğüs ortasına gelecek şekilde uyuyun.


    •    Gözlerinizi dinlendirmek için el ayalarını göz çukurlarının üzerine yerleştirin. Hafif baskı uygulayın.
    SAĞLIKLI BESLENME
    •    Nişasta, karbonhidrat, proteinli yiyecekleri beraber yemeyin.
    •    Patatesle eti, peynirle ekmeği,süt ile tahılı, balıkla pirinçi yemeyin.
    •    Nişastalı yiyecekler (pirinç,ekmek,patates)ağızda pityalin ile sindirilir. Bu enzim alkalidir.
    •    Et süt ürünleri , çerezler gibi proteinli yiyecekler ise HCL  ve pepsin ile sindirilir.Bunlar asittir. Asit ve alkali biribirinin etkisini yok eder. (BU NE DEMEK?)
    •    Sindirim çok az gerçekleşir. Bakteri ve gaz oluşur.


    •     Uyumsuz yiyecekler enerjimizi çalarlar. Kronik rahatsızlıklar, yorgunluk olur.
    •    ENERJİ EN FAZLA MEYVE VE SEBZELERDEN ELDE EDİLİR. RAHATÇA YİYİN.
    •    Doğal,rafine olmayan yiyecekler yiyin.
    •    Tam buğday ekmeği yiyin.
    •    Yiyeceklerin pişirme ve bekleme süreleri olabildiği kadar kısa olsun.
    •    Margarinlerden ve margarinli yiyeceklerden olabildiği kadar uzak durun(BUNLAR NELER?)
    •    Mikrodalgalı yiyecekler zararlıdır.
    •    3 beyazı azaltın.

    •     Tazeleri konservelere tercih edin.
    •     Sebzeleri az pişirin.
    •    Hayvani yağlardan ziyade zeytinyağı, ayçiçek yağı kullanın.
    •     Antioksidanları tercih edin: Kuru fasulye,nohut,bakla,bezelye,mercimek,yeşil fasulye,soya ve yulaf antioksidandır.Kanseri önlerler.

    •     Etlerinizi yüksek ısıda ısıtmayın, kızartmayın.
    •    Beyaz un,beyaz pirinç,şekerli gıdaları çok az tüketin. (glisemik indeksleri yüksek)
    •    Posadan zengin, esmer pirinç,esmer bulgur,tam buğday tercih edin.

    •    Günde 3 litre su için.
    •    Gün aşrı bir saat tempolu yürüyün. 200-250 kalori yakarsınız.
    •    Haftada bir yüzün. 400 kalori yakarsınız.
    •    Haftada 2 gün 12’şer saat bisikleti sürün 300 kalori yakarsınız.
    •    Aşırı kalorili yiyeceklerden uzak durun.

    •      Pestil, beyaz kaşar peynir, çikolata, dondurma,şeker, tahin helva, bisküvi,şekerli içeceklerden uzak durun (1 kutu cola 300 kalori)
    •    Aç değilken yemeyin. Stresli iken yemek yerine su için nefes çalışması yapın.
    •    Aynı öğün çeşidinde 3 yiyecek tipini geçmeyin.(sıcak sebze yemeği,salata,tatlı gibi)
    •    Yazın serinletici sebze ve meyveler yiyin. Kışın ısıtıcı karbonhidrat ve protein yiyin.
    •    Günlük yemeğinizin %40’ını taze çiğ besinler oluştursun.


    •    Tatlı ihtiyacınız olduğunda daha fazla olarak keçiboynuzu, meyve yiyin. Baklava türlerini azaltın.
    •    Tüm yiyecekleri 30 kez çiğneyin. Mide,bağırsak ve karaciğer’inizi yormazsınız. (UYGULAMA)
    •    Asitli içeceklerden ,yapay meyve sularından uzak durun. Sindirimi geciktirir.

    •     Yemek sırasında su içmeyin.
    •    Ağır bir işte çalışmıyorsanız çok fazla hayvansal protein ve yağ yemeyin.
    •    Fazlası kas ve bağ dokusunda kullanılmaz. Bağırsaklarda çürür.
    •    Yemeklerinizi sakin zamanlarda ve aynı saatlerde yiyin.Ne kadar hızlı yenirse o kadar az hazmedilir.
    •    Ateşli ve ağrılı durumlarda katı gıdalar yemeyin.


    •    Stresli anlarınızda yediğiniz yemekle sindirim sistemi kendisini kapatır. Mideye giden her şey öylece kalır. Asit ve toksin üretir.
    •    Çok fazla yeme ihtiyacı olduğunda şu cümleleri söyleyin: HASTALIKLAR VÜCUDUMUZA AĞIZDAN GİRER. MEZARIMIZI DİŞLERİMİZLE KAZARIZ.
    •    FAZLA YENEN EVDE HASTALIKLAR EKSİK OLMAZ. YEME ALIŞKANLIKLARI VE YEME MİKTARINDA ILIMLI OLMAK GERÇEK ŞİFADIR. (TOPLU UYGULAMA)
    •    Haftada 3 balık yiyin. Günde 10 adet yarım ceviz veya günde 10 adet fındık yiyin. Omega 3 içerirler. Kalp ritmini düzene sokarlar. Trigliserid seviyesini azaltırlar.
    •    Günde 10 fıstık ve 1 bardak domates suyu içersek akıl sağlığımızı koruruz.

    •     SIGARAYI BİR UYUŞTURUCU OLARAK GÖRÜN: Kliniğimizde 3 seansta sıgara bıraktırıyoruz. Akupunktur, lazer terapi, meditasyon, bitkisel terapi,telkin ile.
    •    FAZLA KİLOLARINIZI ATIN: Bizim zayıflama programımız ile 3 ayda 10-20 kilo arası verdirilebilmektedir.



    •    2 yılda bir chek up yaptırın.
    •    STRESLİ, YOĞUN GÜNLERİNİZDE GENÇLİK İÇECEĞİ İÇİN: 5 gün günde 2 bardak.0,5 tutam maydanoz, 3 küçük salata, 2 taze kereviz sapı,1,5 kase taze ıspanak, 0,5 çorba kaşığı kabuğu soyulmuş zencefil kökü,3 adet yeşil elma, 0,5 limon suyu, az tarçın.

    •    Bu birleşim antioksidan olup, sizi enerjik kılar.
    •    Haftada 3-4 bardak nar suyu için. Kalbinizi ve cinsel gücünüzü korursunuz.
    •    Fast food’ların kızartmalarında kullanılan yağlar zehirdir. Uzak durun.
    •    Brokoli ve lahana tüketin. Zayıflatmada da destek olarak 2 bardak lahana suyu içilebilir.

    •    ZAYIFLATMADA DESTEK BESİNLER VE ÖĞÜTLER:Akşam ağır ve geç beslenmeyin.
    •    Yemeklerden 1 saat önce 1 tatlı kaşığı keten tohumu yiyin.
    •    Yağsız beyaz et ve yağsız süt ürünlerine özel önem gösterin.
    •    Nane,yeşil elma,zerdaçal, meda aroma kokusu iştahı azaltır.

    •    Kırmızı,turuncu renkleri bulunduğunuz ortamda ve üstünüzde bulundurmayın.
    •    Mekik hareketi: UYGULAMA.
    •    Sopalı daire hareketi: UYGULAMA.
    •    Bel kasları için mekik:UYGULAMA.
    •    Her gün 30 dk tempolu yürüyüş yapın.
    •    Sabah aç karna bir bardak limonlu su için.
    •    Gece yatarken elma sirkeli sıcak su için.

    •    Yemek aralarında 2 diyet bisküvi veya 1 meyva dışında bir şey yemeyin.
    •     Doyar doymaz kalkın. Yemek masasında sohbet etmeyin.
    •    Yeşil çay,kiraz sapı,mısır püskülü,sinameki,rezene çayları idrar ve bağırsak boşaltıcı etkiye sahiptir. İçin.
    •    Ihlamur,nane,papatya iştahı denetlemede faydalıdır.
    •    Kahvaltınızı 07-08 arası yapın.

    •    Küçük lokmalar alın. Birini çiğnemeden diğer lokmaya geçmeyin. 30 kez çiğneyin.
    •    Çiğnemeden yutulan besinlerin yağa dönüşme olasılığı çok yüksektir.
    •    Gece dil üzerinde biriken toksinleri sabah dil kazıyıcılar ile temizleyin.
    •    Beyaz besinler yerine morları ve yeşilleri daha çok tüketin.


    •     Vişne,karadut, mor lahana, mor üzüm,böğürtlen gibi yiyecekleri sürekli tüketin.
    •    10 günde 1 kilo vermeyi hedefleyin.

    •    Yatak yanında spor aleti bulundurun. Yatarken ve kalkarken kullanın.
    •    Harcadığınız kadar yiyin.
    •    Hemen yağa dönüşen, basit, karbonhidratları çok olan, ama besleyiciliği bulunmayan abur cuburlardan uzak durun.
    •    Günde 6 gr’dan az tuz tüketin.

    •    BİTKİSEL ÇAYLAR:
    •    ADA ÇAYI: Antimikrobik olup,soğuk algınlığı,solunum yolları enfeksiyonlarında faydalıdır.
    •    BİBERİYE ÇAYI: Sindirim-eklem rahatsızlıklarında faydalıdır.
    •    FUNDA YAPRAĞI; İdrar yolları antiseptiğidir. Zayıflatır.
    •    IHLAMUR ÇAYI:Solunum yolarını yumuşatır. Sakinleştirir.

    •    ISIRGAN ÇAYI: Bağışıklık sistemini güçlendirir.
    •    KANTARON: Hafif depresyon,ağrıda kullanılır.
    •    KARABAŞ OTU: Sinirsel baş ağrısı,uykusuzluk,kanser ve sıgara bırakma tedavisinde kullanılır.(UYGULAMA)
    •    Kedi otu; Sakinleştirici etkilidir.Sinirsel tansiyon ve migrende kullanılır.
    •    KEKİK ÇAYI: İştahı açar. Hazmı kolaylaştırır. Solunum hastalıklarında kullanılır.
    •    KETEN TOHUMU: Zayıflama da, ağrılı cilt iltihaplarında kullanılır.
    •    Melisa çayı sakinleştirir. (UYGULAMA UYKUSUZLUK İÇİN)

    •    NANE ÇAYI: Spazm giderme, gaz söktürmede kullanılır.
    •    PAPATYA ÇAYI: İltihap giderici, gaz söktürücüdür.
    •    REZENE ÇAYI: Çocuklarda balgam sökücü, gaz giderici, iştah açıcıdır. Spazm giderir.
    •    SİNEMAKİ; Kabızlıkta kullanılır.
    •    KEREVİZ: İdrar yolları antiseptiği ve ödem çözücüdür.

    •     Isırgan otu; Prostat rahatsızlıkları ve ödemde kullanılır. Bazı diz eklem rahatsızlıklarında da kullanılabilir.
    •    BROKOLİ: Prostat Cea’ya karşı koruyucudur. Bağışıklık sistemine yardım eder.
    •    EKİNEZYA ÇAYI: Bağışıklık sistemini korur.
    •    BİBERİYE :Spazm çözücü, idrar söktürücüdür. Vücut ağrılarında kullanılır.

    •    Renkli yiyecekler tüketin. Renkli yiyeceklerde antioksidan boldur.
    AROMATERAPİ
    •     Stresi azaltıyor,huzur veriyor,gerginliği alıyor. Ağrılara,cilt sorunlarına ve astıma etkili oluyor.
    •    Ruhsal enerji artar. Kişiye huzur ve denge gelir.
    •     Kişi zihinsel çatışmalardan uzak durur.
    •    Yastığınıza damlatıp, banyo suyuna koyabilirsiniz.
    •    Masaj yapabilirsiniz.
    •    Evinizde negatif enerji mi var?_ greyfurt yağı
    •    Bol tartışma ve nezle mi var? –ocaliptus
    •     Neşeyi artırmak için-portakal yağı
    •    Manevi huzur için-ıtır çiçeği kullanabilirsiniz.

    SPOR SAĞLIKTIR, GÜZELLİKTİR
    •    Düzenli spor aktivitesi vücudu canlı,diri tutar.
    •     Beslenmeyi düzeltir.Negatif enerjinin gücünü azaltır.Ruhsal derinlik sağlar. Zihni sakinleştirir.
    •    Detoksu hızlandırır. Hücre yenilenmesini sağlar.
    •    Yaşlanmayı geciktirir. İletişim gücünü artırır.


    •     Evde 30 dk kültür fizik hareketi ile 150 kalori harcanır.
    •    Enzim salgılarını düzene sokar.
    •    Hazım kolaylaşır. Sindirim rahatlar.
    •    Böbrek ve prostat şikayeti azalır.
    •    Uykuyu düzene sokar. Enerji ihtiyacını azaltır. Stresin etkisi azalır.
    •    Beyine oksijen gidişi artar.

    •    Unutkanlık,konsantre olamama durumları azalır.
    •    Keskin görme sağlanır. Hormonal denge sağlanır.
    •    Cildi estetik kılar.
    •    Hafif hareketler uygulanabilir. (UYGULAMA YAP)
    •     Yorgun durumlarda kundalini nefesi yapılabilir(UYGULAMA)



    •    EGZERSİZ YAPMAK, STRESİN YIPRATICI ETKİLERİNDEN KORUNMANIN İDEAL YOLUDUR.

    •     TEMPOLU YÜRÜYÜŞ: Gün aşırı yapılmalıdır. Kan basıncını düşürür. İyi kolesterolü yükseltir.
    •    Sürekli hareketli olun. 1-2.katlara yürüyerek çıkın.
    •    Kısa mesafelere araba ile gitmeyin.
    •     Düzenli hareket mutluluk hormonu endorfini salgılatır. MUTLU OLMAK İSTER MİSİNİZ?

    •     BEYİN EGZERSİZİ YAPIN: Bulmaca çözün.Yap boz yapın.Resim yapın. Düşüncelerinizi yazıya dökün. İdealleriniz konusunda hayal kurun.


    SEVGİYLE ÇOŞUN
    •     Negatif düşünce ve yargılamalardan uzak durun. Hayatın akışına kendinizi bırakın.


    •    SEVGİ TEDAVİSİ: (TOPLU SÖYLENECEK)
    •    İçimin derinliklerinde, varlığımın merkezinde tükenmez bir sevgi kaynağı var. Artık bu sevginin yüze çıkmasına izin veriyorum. O yüreğimi, bedenimi, zihnimi,bilincimi,tüm varlığımı dolduruyor.Benden çıkarak her yöne yayılıyor. Çoğalmış olarak geri bana dönüyor.

    •    Ne kadar çok sevgi verirsem, o kadar çok vereceğim bolluğa kavuşuyorum. Çünkü sonsuz bir kaynağa sahibim. Sevgiyi yaşama ve verme benim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. O benim içsel mutluluğumun bir ifadesidir.

    •    Kendimi seviyorum. Bundan dolayı da bedenime sevgi ile bakıyorum.Onu yararlı yiyecek ve içecekler ile besliyorum.Onu sevgi ile giydirip kuşatıyorum. Bedenim de bana fışkıran canlılıkta bir sağlık ve enerji ile, sevgi ile karşılık veriyor. Kendimi seviyorum.

    •    Bundan dolayı da tüm ihtiyaçlarımı karşılayan, içinde yaşamaktan zevk aldığım bir evde oturuyorum. Odaları sevgi titreşimleri ile dolduruyorum ki –bende dahil olmak üzere- içeri giren herkes bu sevgiyi hissetsin ve onun ile beslensin.

    •    Kendimi seviyorum. Bu yüzden yapmaktan gerçekten zevk aldığım , üretken yeteneklerimi kullanabildiğim, sevdiğim ve beni seven insanlar ile birlikte çalıştığım, insanlar için yararlı bir şeyler yapabildiğim ve karşılığında iyi bir gelir elde ettiğim bir işte çalışıyorum.

    •    Kendimi seviyorum. Bunun içinde insanlara karşı sevecen davranıyorum. Onlar hakkında da öyle düşünüyorum. Çünkü verdiklerimin bana çoğalarak geri döneceklerini biliyorum.
    •     Hayatıma sadece sevecen insanları çekiyorum. Çünkü onlar benim varlığımın aynasıdırlar. Kendimi seviyorum. Bu yüzden de geçmişi ve tüm geçmiş deneyimleri bağışlıyorum. Onları geride bırakıyorum. Artık özgürüm.

    •     Kendimi seviyorum. Bundan dolayı da bütünüyle şimdi de yaşıyorum. Geleceğimin parlak, mutlu ve güvenli olduğunu bilerek her anı iyi yaşıyorum.
    •     Ben Allah’ın sevgili kuluyum. Kainatın değerli bir üyesiyim. Rabbim şimdi ve sonsuza dek   bana sevgiyle bakacak ve beni koruyacaktır.        Sizi seviyorum.
    ANTİAGİNG
    •    Antiaging kozmetik ve estetik uygulamalar ile ciltteki kırışıklık ve buruşuklukları yok etmek değildir.
    •    Her yaşda sorumluluk gerektiren bir yaşam tarzıdır.
    •    Yaşlanmayı modern dünya teknolojik ve çevresel kirlilik tetikliyor.
    •    Bu yaşam tarzında neler önemlidir:
    •     Stresle mücadele çok etkili.
    •    Sıgara bırakılmalı.


    •    Egzersiz düzenli olmalı.
    •    Tamamlayıcı tıp hizmetlerinden düzenli olarak istifade edilmeli.(akupunktur, nöral terapi, nefes terapisi v.b)
    •    2 yılda bir chek up gerekli. (hormon seviyesi, antioksidan seviyesi, mineraller, kanser riski,kalp hastalıkları v.b)
    •    Çözüm hiç hasta olmamayı hedeflemekte.

    •    Ağzımıza sahip olmalıyız.
    •    Pozitif düşünce ve pozitif inanç sahibi olmalıyız.
    •    Sevgi dolu olmalıyız.
    •     Yargılardan uzak durmalıyız.
    •    Sadece anı yaşamalıyız.
    •    Günlük ibadet, meditasyon,nefes terapisi yapmalıyız.
    •    Besin desteği ürünler kullanmalıyız.

    •     Gelişmiş hastanelerde genetik testlerle kişinin hangi hastalığa yakın olduğu test edilebilmekte. Bunları yaptırabiliriz.
    ERKEN UYARI SİNYALLERİ
    •     Trigliserid 150 mg/dl’nin üstünde ise.
    •     HDL 45 mg/dl’nin altında ise
    •    Kan basıncı 130/85 mg’ın üstünde ise
    •    AKŞ 105 mg/dl’nin üstünde ise en yakın sağlık araştırma merkezine gidin.
    •     Aynı zamanda tamamlayıcı tıp kliniğine uğrayın. Enerji sisteminizde bir sorun olabilir.
    MANEVİ ZENGİNLİK
    •    <Yanınızdan ayrılmayan muhafız melekleri vardır.O muhafızlar değerli,şerefli katiplerdir. Yaptığınız  her şeyi bilip yazarlar.> (infitar 82/10-12)
    •     Sürekli daha iyiyi,daha güzeli görerek hareket etmelisiniz.
    •    Kayıtlara güzellikler, erdemler,sevaplar, iyilikler,güzel eserler, çoşkular,zekatlar, güzel dostluklar girmeli.

    •     < İnsanlar imtihana geçirilmeden  sadece iman ettik demekle bırakılacaklarını mı sandılar.> Ankebut suresi.
    •     Her an arayış, yenilik, içtenlik,tekamül,sevgi,derin huzur içinde olmalıyız. Faaliyetlerimizin çıktıları hep hayır ve fayda olmalı.


    •    <Ey iman edenler.Allah’tan korkup sakınırsanız, o size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar.Çünkü Allah büyük lutuf sahibidir.>
    •    Olumsuz davranışlardan sakınalım. Aile,iş ve meslek hayatımızda olumsuz ile olumluyu ayırt etmek, önümüzü açar. Bizi başarıdan başarıya koşturur.

    BEYNİMİZİ DAHA İYİ ÇALIŞTIRMAK
    •     Beyin açık hava da ve ayakta iken daha iyi çalışır. Beyin örneklerle akıl yürütür.
    •     Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendirir.
    •     Zihinsel jimnastik yapın.(satranç vb)
    •    Rutinleri bozun. Bugün telefonu sol elle tutun.
    •     Her gün 1 özdeyiş okuyun.
    •    Kaliteli uyku uyuyun.


    •     İnsanları ve kendinizi affedin.
    •     Farklı düşüncedeki kişiler ile arkadaşlıklar kurun.
    •    Günlük egzersiz,dua,meditasyon,nefes terapisi  yapın.
    •     Yeterince bilgiyi beyne alın.
    •    Hedeflerinizi sık sık gerçekleşmiş gibi hayal edin.
    ÇEVRE KİRLİLİĞİ
    •    Temiz havalı yerlerde çalışın.
    •    Doğal,temiz su için.
    •    Günlük derin nefes alma teknikleri uygulayın.
    •     Kimyasal olan ve hormonlaşmış besinlerden uzak durun.
    •    Sadece bulunduğunuz mevsimin yiyeceklerini yiyin.
    SUYUN HARİKULADELİĞİ
    •    SU GİBİ AZİZ OLUN.
    •    Su gibi insanların ayıplarını örtün.
    •    Su gibi esnek düşünceli, esnek bakış açılı olun.
    •    Sabah 1 bardak su böbreği çalıştırır.
    •    Detoksu ateşler.
    •    Günde 9 bardak alkali su için.
    •    CANINIZ BİR ŞEY İSTERSE, SU İÇİN VE TAKİP EDİN.
    •    Başınız ağrıdığında bir bardak su için. Devam ederse içinde bir Mg tablet eritin ve için.


    •    Yemek saatinde yarım saat öncesinden yarım saat sonrasına kadar su içmeyin.
    •     Endişeli anınızda bir bardak su için.
    •     Fazla çay,kahve,alkol su kaybına yol açar. Bunları en az tüketin.
    MOTİVE EDİN VE MOTİVE OLUN
    •     Motive olan,motive eden,motive edilecek ortamı oluşturan insanlar rahattır. Güçlüdür. Etkindir.
    •    Yaptığımızın her davranışın,karşımıza çıkan her olayın keyifli yönünü görmeliyiz.

    OLUMSUZ CÜMLELERDEN UZAK DURUN
    •     Hasta olmak istemiyorum.
    •    Oraya gitmek istemiyorum gibi cümleler bizi kilitler.
    FARKLI İNSAN OLUN.
    •     Bol kitap okuyun.
    •    Değişik yerleri gezin.(hem kültürel yerleri gezin, hem evliyaları gezin, hem şehitleri gezin, hem sosyal yerleri gezin.
    •     Az tv izleyin.
    •    Yeni arkadaşlıklar kurun.
    •    Kutunun dışına taşın. (UYGULAMA)
    •     Yapmam değil,denerim deyin.



    •    Zamanı yönetin. Hedeflerinizi yeterliliklere göre belirleyin.
    •    Yeni hobiler edinin.
    •    Dertlerinizi paylaşın.
    ÇARPICI ÜRETKEN OLUN
    •    Hayatımızda olumlu değişiklikler yapacak yeni yolar bulmayı sürekli bir davranış haline getirmelisiniz.
    •    Evde ve bulunduğumuz ortamda farklı fikirlerin gelişimine uygun ortamlar oluşturmalısınız.
    •    Sizi değişime itecek yeni beceriler kazanmalısınız.
    •    

    SAĞLIĞA FARKLI YAKLAŞIM
    •     Bedensel,ruhsal,sosyal ve çevre bakımından tam bir mükemmellik hali içinde olmalıyız.
    •    Klasik tıbbın kanıtlanmış bilimsel tedavilerine, ruhsal gücün iyileştirici etkilerini eklemeliyiz.
    •    Manevi bağlar ve ruhsal iyileşme hastalıklardan korur.
    •    İnsanlar ile daha fazla duygusal bağlar kurmalıyız.
    NÖRAL TERAPİ
    •    Vücudun kendi vejetatif sistemini kullanarak iyileşme sağlar.
    •    Beden üzerindeki belli nokta veya alanlara prokain enjeksiyonu yapılır.
    •    Vücudun kendiliğinden iyileşme yeteneği gelişir.
    •    Fonksiyonları düzenler, sistemi dengeler,ağrıyı giderir.
    •    Kliniğimizde uygulanmaktadır.
    ZİHİNSEL TERAPİ
    •     Her hastalığın zihinsel sebebi vardır.
    •    Örneğin depresyon zihinsel terapisine bir bakalım:
    •    Depresyon sahip olma hakkına, sahip olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlıktır. Bunun doğurduğu umutsuzluk halidir. Depresyon belirtileri bu ana sebep üzerine gelişir.
    •    Kişinin her hangi bir şeye (eşya, insan, duygu,davranış v.b) sahip olma hakkı vardır. Kişi ya dış baskılardan, ya iç engelleme, kuruntu, vesvese  v.b’ den dolayı bu hakka sahip olmadığını hisseder.

    •    Bunun sonucu kendine ve çevresine karşı kızgınlık gelişir. Bir şeyden zevk almamaya başlar. Yüz ifadesi donuklaşır. Zihninden geçen olumsuz düşüncelerin sayısı artmaya başlar. Aile ve dış dünya ile iletişimi bozulur. Bu durum kişiye ilave bir yük getirir. Kişi güzel bir hayat yaşamaktan umutsuzluğa düşer .

    •    Bu kişiler anı yaşamaktan ziyade geçmişin olumsuzlukları ile daha fazla uğraşırlar. Zihin ve davranış merkezleri esnekliğini yitirir. Kendilerini değersiz olarak görürler. Geleceklerini karanlık görürler.

    •    OLUMLAMA CÜMLELERİ; Bu kişiler aşağıdaki olumlama cümlelerini günde 25 kez tekrarlamalıdırlar;
    •    “ Artık diğer insanların korkularının ve sınırlamalarının ötesine geçiyorum. Kendi içimden gelen beni engelleyen, tüm duygu ve düşünceleri de bırakıyorum. Zihnimden geçen düşünceler içinde sadece başarılı olanlarını, estetik olanlarını, sevgi dolu olanlarını, beni ileriye taşıyanlarını, bana mutluluk verenlerini seçiyorum .

    •    Kendi özgün, güvenilir, saygın hayatımı oluşturmak kendimin elinde. Zihnimi ve bedenimi her gün pozitif düşünce ve pozitif enerji ile şarj ediyorum. Kanım sevinç türküsü, hücrelerim sevgi sözcükleri mırıldanıyor.
    •    Ben kainatın değerli bir üyesiyim. Allah’ın bana verdiği ruh, zihin, vücut ve duygu yeteneklerimi en ileri düzeyde kullanmayı seçiyorum.

    •    İletişimim her geçen gün düzeliyor. Her şeyden tat alıyorum. Bana keyif veren davranışları yapıyorum. Bana haz veren,beni rahatlatan  insanları seçiyorum. Bana mutluluk verecek olayların içinde yer alıyorum.
    •    İçimde kuruntu, vesvese oluştuğunda ona iptal diyorum ve ekliyorum: Sen beni yönlendiremezsin.
    •    Ben güler yüzü seçiyorum. Her gün sabah ve akşam aynanın karşısına geçip;  “kendimi  seviyorum, yaptığım her şeyi onaylıyorum” diyorum. Çocukluğumu da affediyorum.

    •    Sadece şu anda yaşıyorum. Geçmişimin olumsuzlukları beni yönlendiremez. Küçük ve büyük ailemden keyif alıyorum. Çıkan küçük sorunları yapıcı olarak çözmekten zevk alıyorum.
    •    Kendime karşı yaptığım hatalardan dolayı kendimi bağışlıyorum. Başkalarının bana karşı yaptığı hatalardan dolayı ise,  başkalarını bağışlıyorum. Böylece tüm vücudumdaki öfkeyi, kızgınlığı, kırgınlığı, intikam duygularını dışa atıyorum. Toprak gibi oluyorum.”
    BİOENERJİ
    •    Bioenerji herkesin içinde bulunduğu varsayılan iyileştirici bir güçtür. Bioenerjinin bitkisel tedaviyle ve psikoterapi ile birlikte kullanılması harika sonuçlar yaratıyor. Tıbbın pes ettiği yerde en çaresiz hastalıkları bile iyileştiren içsel enerjidir. Keşfedenlerin sayısı hayli sınırlı olup çoğuda Rusya’dadır. Pek çok ülkede” hurafe” diye bir yana itilen bioenerji, Rusyada yıllar önce”bilim” olarak kabul görmüştür.

    •    Bioenerji, içimizde uyuyan güzeldir. Ona açık ve inanan herkese,Allah'ın  bir lütfudur.

    Bioenerji çok farklı şekillerde adlandırılmaktadır. Evrensel enerji- yaşam enerjisi çi- ki- prana-kozmik enerji, ama hepside aynı şeyi anlatmaktadır. Bu bütün canlılarda olduğu kabul edilen güçtür. Kozmik enerji tepeden girer ve şakralar vasıtasıyla bedenin çeşitli bölgelerine dağılır. Fazlası el ve ayak uçlarından çıkar. Herhangi bir nedenden dolayı şakralar kapanırsa, enerji dağılamadığı için o bölge beslenemez ve hastalık ortaya çıkar.



    •    Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.

    Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.



    •    Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlantıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.



    •    Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.

    •    Evrendeki herşeyde olduğu gibi bizimde bir manyetik alanımız vardır. Biz ona AURA diyoruz. Auramız bireysel enerjimizin evrene açılan yanıdır. Değişik katmanlardan oluşmuştur. Kadim bilgilerden, bu günkü bilimin ışığında yeniden değerlendirmelerimizle bunun 8-9 katman kadar olduğu bilgilerine ulaştık. Herbiri özgün renk ve yoğunluğa, akışa sahip olan aura katmanlarının, bizim enerji kalitemize ve onu kullanabilme yeteneğimize göre(bilinçli veya bilinçsiz) bütün evreni kaplayacak bir enerjidir.

    •    Uygulayıcı (terapist) sadece bilinçli bir aktarıcıdır. Yaptığı tek şey; hastanın enerji elektrik sistemini yeniden olması gereken düzeye getirmektir. Bir bakıma "AKORD" etmektir. Enerji sistemindeki aksaklık , sorun halledilince her canlıda var olan bioregüler güç vücudu yeniler, sistemler güçlenir.

    •    Bioenerji doktorunun hastalıkla hiç işi olmaz. Hastalık onun için o bölgedeki enerji sorununun niteliğidir.Bağlantı meridyenleri,çakra ve auradaki sorun ve denge ile ilgilenir. Aksaklığı oluşturan enerji sorununu halleder.

    •    Unutmayalım ki enerji sistemi düzgün, güçlü çalışan kişinin bütün sistemleri düzgün çalışacaktır. Hastalık bedenle sorunun savaşıdır. Galip gelen kazanır. İnsan ya hastadır ya sağlıklı, ya galiptir ya mağlup.

    •    Hastanın konuya dahil olması çok önemlidir. İnanmadan gelen ön yargılı, şüpheli kişilere yapılan uğraşı baştan yanlıştır. Terapist ne kadar verici ise o da o kadar alıcı olmalıdır. Bu da titreşimlerin direnç göstermeden olaya dahil olmasıdır. İnanmayan vücut aura kalkanı kurar. Terapist frekans uyumu ve rezone olmayı başaramaz.



    •    HÜCRE DNA’SINI SAĞLIKLI TUTAN FAKTÖRLER; POZİTİF DÜŞÜNCE,ANI YAŞAMA VE AFFETME’DİR. Bioenerji hücre DNA’sını sağlıklı tutar.
    •    Ormanlar ve temiz deniz kenarlarından pozitif enerji almaktayız. Pozitif enerji baş,el ve basenden girer. Negatif enerjiyi ise el ve ayaklardan atarız. Bu ortamlarda ne kadar bulunursak o kadar enerjimizi artırırız.
    •    AURA; Koruyucu çemberdir. Kişi giderken sallanır, düşer. Kulak ile ilgili değildir. Aura ile ilgilidir. Aura’nın rengi ve genişliği kişinin haleti ruhiyesine bağlıdır.

    •    Hakim ruh iyiye göre farklılık gösterir.Düşüncelerimiz + ise +’ları etkiler. Düşüncelerimiz _ ise eksileri etkiler. Bizim düşüncelerimiz tek tek hücrelerimizi etkilemektedir.Düşünceler hücrelere yangı göndermektedir. + ise dalga dalga yayılmaktadır ve auranın alanını genişletmektedir.- ise aurayı daraltmaktadır. Enerjimizi azaltmaktadır.


    •    Vücutta 7 adet enerji merkezi vardır. Bunlara çakra denir. Çakraların 7’sininde açık olması kişinin sürekli evrensel enerji sistemi ile irtibatlı olmasına yol açar. Bu insanların dayanıklılığı ve enerjileri çok olur.

    •    ÇAKRA FONKSİYONLARI
    •    ÇAKRA 7: Vücudun tüm fonksiyonlarını kontrol eder.İlgili sistem ve organlar:

    - Beyin ve sinir sistemi, iskelet sistemi, kaslar. Bağlı hastalıklar:

    - Kemik, eklem ve kas ağrıları, Akıl ve sinir hastalıkları,Uykusuzluk, depresyon, aşırı duyarlılık, Baş ağrısı


    •    ÇAKRA 6: Sezgiyi kontrol eder.İlgili sistem ve organlar:Sinir sistemi.Bağlı hastalıklar: Yolculuk hastalıkları (vapur, uçak tutması.),Zeka geriliği,Unutkanlık, korku, stres



    •    ÇAKRA 5: Solunum sistemi ve 5 duyuyu kontrol eder.İlgili sistem ve organlar:

    - Burun, ağız, boğaz, nefes borusu, akciğerler,Kulaklar, gözler, cilt.Bağlı hastalıklar:

    - Öksürük, alerjiler, grip, astım, görme bozuklukları, cilt hastalıkları, işitme sorunları

    - Tepkilerde yavaşlama, huzursuzluk.




    •    ÇAKRA 4: Kan dolaşım sistemini kontrol eder.

    İlgili sistem ve organlar:

    - Kalp, damarlar, lenf bezleri.Bağlı hastalıklar:

    - Kolesterol, yüksek tansiyon, düşük tansiyon,Kalp ve damar hastalıkları

    - Sevgisizlik, anlaşılamama korkusu, kendine acıma



    •    ÇAKRA 3: Sindirim sisteminin tüm fonksiyonlarını kontrol eder.

    İlgili sistem ve organlar: Mide, pankreas, safra kesesi, karaciğer, bağırsaklar.böbrekler, dalak, mesane.Bağlı hastalıklar: Mide ülserleri, karaciğer hastalıkları, sindirim bozuklukları, İshal - peklik, pankreas iltihapları, böbrek enfeksiyonları.
    - Tatminsizlik, maddiyata bağlanma, aşırı sinirlilik

    •    ÇAKRA 2: Cinsel organları kontrol eder.İlgili sistem ve organlar:

    Erkekte; Penis ,Prostat ,Testisler.Kadında ;Vajina, Yumurtalıklar

    Rahim, Fallop tüpleri.Bağlı hastalıklar:

    - Prostat iltihapları, cinsel sorunlar, rahim enfeksiyonları,Cinsel soğukluk, iktidarsızlık, ağrılı ve düzensiz regller,Erken boşalma,Özgüven eksikliği




    •    ÇAKRA 1: Enerji sisteminin merkezi.

    İlgili sistem ve organlar:Tüm fizyolojik ve psikolojik beden, bağışıklık sistemi

    Bağlı hastalıklar: Fiziksel ve psikolojik direncin kırılması,Duygularda belirsizlik ve kararsızlık



    •    UYGULAMA:SABAH KALKARKEN ÇAKRALARI FAALİYETE GEÇİRME:
    •    Göğüs kemiği üzerinde güçlü bir beyaz enerji topu olduğunu düşün. Göğüs kemiği alt ucundan 3 parmak yukarıdaki çakrayı yeşil ile temizle. Göbek 3 parmak üstüne çık. O çakrayı sarı ile temizle. Göbek 3 parmak altına in. O çakrayı turuncu ile temizle. 2 bacağa ayır.

    •    Ayak topuklarına indir. Sonra baldırdan sacruma getir. Oradaki çakrayı kırmızı ile aç.
    •    Enerji topunu yukarı doğru yuvarlat. Sırt,omuz adalelerini gevşetsin. Omuzlardan, kulak arkasından, baş arkasından baş önüne geçir. Kafadaki tüm ağrıyı, depresyonu alıp eritsin.

    •    Sonra burun, üst dudak,ağıza getir. Sonra dil ile üst dudağı birleştir. Ve enerji topunu orada eriterek devreyi tamamla.
    •    Sonra el ve ayaklarını açarak 3 defa gerin.
    •    Ve dinç kalk.
    AKUPUNKTUR

    •    Akupunktur çok güçlü enerji dengeleme ve vücudu regüle etme tedavisidir.
    •    Etkileri şunlardır:
    •    Ağrı kesici etki: Akupunktur beyinden endorfin denilen maddeyi salgılatır. Endorfin, bugün hiçbir ilacın etkisine ulaşamadığı bir ağrı kesici maddedir. Yani çok güçlüdür. Ve bunu insan vücudu üretmektedir. Dışardan aldığımız ağrı kesiciler bir süre sonra endorfin salgısını azaltmaktadır. Akupunktur bu doğal ağrı kesicinin salgılanmasını uyarır. Böylece tüm ağrılarda azalma meydana gelir.

    •     Kas gevşetici etki: Akupunktur beyinden GABA(gama amino bütirik asit) salgılanmasını uyarır. GABA kuvvetli bir kas gevşeticidir. Kasların gevşemesi ağrıların azalmasına neden olur. Bel ve boyun fıtığında kas spazmı vardır. GABA sayesinde bu ortadan kalkar.



    •    Ödem çözücü etki: Ağrıyı hissettiğimiz yerde mutlaka ödem dediğimiz, sıvı toplanması vardır. Ödemin kendisi ağrıya neden olabildiği gibi, o bölgenin dolaşımını bozarak olayı artırabilir. Akupunktur beyinden streoid denilen maddenin salgılanmasını uyarır. Steroid dışarıdan hastaya verildiği zaman, birçok yan etkisi de olan bir maddedir. Ama vücut kendisi, ihtiyacı olanı salgıladığı zaman hiçbir yan etkisi yoktur. Streoid ödemi çözerek hastayı rahatlatır. Ağrı azalır.

    •     Psikolojik rahatlatıcı etki: Akupunkturun insanı sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi, beyinden salgılattığı serotonin ve endorfin gibi maddelere bağlıdır. Stres ve sıkıntı ortadan kalkar. Uykular düzenli bir hal alır. Halsizlik ve yorgunluk olmayacağından hasta kendini daha iyi hisseder.

    •     Tüm organlara ve dokulara kan gidişini düzenleyerek her hücrenin düzenli çalışmasını sağlar. Ayrıca hasara uğramış dokuların böylece beslenmesi ve tamir edilmesi kolaylaşmış olur. Kanla birlikte tüm dokulara oksijen taşınmasını da düzenleyerek görevlerini iyi yapmalarını sağlar.

    •    Vücut zindeleşir ve hareket kabiliyeti artar: Tüm bunları sağlayınca hasta kendini zinde ve dinç hissedecektir. Bu daha önce yapamadığı hareketleri yapabilmesini, işini devam ettirmesini sağlayacaktır. Hastanın yaşam kalitesi yükselmiş olacaktır.
    •    Ayrıca, vücudun genel dengesini de sağladığı için, ağrılara neden olan problemlerin daha kolay çözümlenmesini de sağlar. Hastanın dış faktörleri (aşırı yorgunluk, ağır kaldırma, yanlış duruş ve oturuş pozisyonları, vs.) mümkün olduğu kadar elimine etmesi , hafif egzersiz ve masajlar problemlerin çözülmesine yardımcı olacaktır.

    •    AKUPUNKTUR VE MİGREN:
    •    Akupunktur bir çok ağrının tedavisinde olduğu gibi, migren ve diğer baş ağrılarının tedavisinde de oldukça başarılıdır.
    •    Migren, bilindiği gibi, bir çok dış faktörlerin etkisiyle tetiklenen, genetik komponenti olan, büyük oranda damar tonusuyla ilgili bir hastalıktır. Akupunktur damar tonusunu düzenleyici etki gösterdiğinden, migren tedavisinde yan etki olmadan başarılı bir tedavi örneği oluşturmaktadır .

    •    Akupunktur tedavisi sonucunda migren ataklarının şiddeti ve gelme sıklığı azalır, hastanın genel durumu ve direnci artar. İlaç kullanıyorsa ilaç dozları azalır, hatta tamamen kesilir.
    •    Hastanın dış faktörleri (kalabalık, ses, gürültü, ışık, bazı yiyeceklerden ve aşırı stresten uzak durma, hormonal durum değişiklikleri, yorgunluk, uykusuzluk, - ki akupunktur ile bu problemler de ortadan kalkar) mümkün olduğu kadar elimine etmesiyle birlikte, migren ve diğer baş ağrılarında, %90-95 oranında da genel iyilik hali sağlanmış olur.

    •    Zayıflamada Akupunkturun önemi
    •    Öncelikle beyinde, hipotalamusta bulunan iştah merkezini kontrol altına alarak kişinin açlıkla mücadele etmeden aşırı yeme isteği azaltılır. Fiziksel ve zihinsel aktivitede azalma olmadan çok rahat diyet yapılır. Midede yanma, ekşime ve kazınmayı önler. Metabolizmayı düzenler. Aşırı stres ve sinirliliği önler. Bedeni bir bütün olarak ele aldığımız için varolan emosyonel ve hormonal rahatsızlıklar ve diğer semptomlar da ortadan kalkar.

    •    İdeal kiloya indikten sonra bunu korumak daha da önemlidir.
    TRANSFORMAL NEFES TERAPİSİ
    •    Nefes özümüzdür. Yemeksiz,susuz günlerce yaşayabiliriz. Ancak nefessiz 3 dk dayanamayız.
    •    Etkin bir lenf ve bağışıklık sistemi ile beraber sağlıklı bir kan dolaşımına sahip olmak istiyor muyuz?
    •    O zaman bu sistemleri hayata geçiren,yaşatan, derin diyafram nefesini almak zorundayız.
    •    Derin nefes alma kadar vücudumuzu temizleyen daha ciddi bir şey yoktur.

    •    Bu süreç, kişinin nefesini nasıl açacağını ve tüm solunum sistemini nasıl kullanacağını öğrenmesi ile başlamaktadır. Bunun sonucunda, enerji düzeyi yükselmekte, beyin işlevleri artmakta ve böylece daha keyifli zihinsel ve duygusal ruh hallerine ulaşılmaktadır. Nefesin oluşturduğu daha yüksek frekanslı enerjiler, kişinin vücudunda ve bilinçaltında bulunan daha düşük frekanslardaki enerji modellerini değiştirir, transforme eder.

    •    Bu süreç, acının ve sistem içindeki yoğun enerjilerin daimi olarak dönüşmesini, yerine hafiflik ve netlik duygularının dolmasını sağlar. Nefes alış tarzımızı değiştirdiğimizde dünyamız değişir. Huzurumuz artar ve her anın tadını çıkarırız. Yaşamlarımız sürekli iyileşir.

    •    Bilinçli Nefes Almanın Faydaları
    Bilinçli nefes almanın pek çok olumlu etkisi var.
    •     Son yapılan bir araştırmalar her gün aldığımız toksinlerin yüzde yetmişinin nefes ile atıldığını ortaya koyuyor!
    •      Derin, tam nefes aynı zamanda iç organlar ve karın kaslarına masaj yapıyor ve güçlendiriyor.
    •    

    •    Yine araştırmalar gösteriyor ki diyafram nefesini öğrenen kalp hastaları kalp sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebiliyorlar.
    •    Araştırmacılar yüksek tansiyon bulguları ve endişenin bilinçli nefes alma ile hafifletilebildiğini kanıtladılar.
    •      Etkin nefes almanın fiziksel faydalarının yanı sıra, bazı özel nefes alma teknikleri duygusal strese de yöneltilebilir.



    •    Amerikalıların %90’ının, Türklerin ise %80’inin nefeslerini kısıtlıyor. Kısıtlama, hoşumuza gitmeyen bir duyguyu kabullenmekten kaçınmak için nefesimizi tuttuğumuz zaman ortaya çıkıyor.




    •    Nefesimizi tutarak duygularımızı deaktive ediyoruz, böylelikle bu duygular baskılanıyor ve bilinçaltımızda saklı kalıyorlar. Bu duyguları baskılamaya devam etmek (yani hepsini içimizde tutmak) korkunç bir enerji gerektiyor ve bedenimizde kronik gerginliğe yol açıyor. İşte bu yüzden sabahları yataktan kalkmak için enerjimiz yok. İşte bu yüzden hastalanıyoruz, yaşlanıyoruz. Hücrelerimiz bu yüzden ölüyor .

    •    NEFES TÜM BUNLARI NASIL YAPIYOR?
    •    Eskiler havanın “Prana” –yaşam gücü enerjisi– taşıdığından bahsederlerdi. Bunun her yerde olduğunu ve güneş ışığına maruz kalarak ve bu enerjiyi muhafaza eden besinleri tüketerek bedenlerimize girmesine izin verdiğimizi söylerlerdi.

    •    Transformasyonal Nefes sayesinde Prana bedenimize büyük miktarlarda alınmaya başlıyor ve beden elektromanyetik  alanımı
    zı değiştiren güçlü bir pozitif enerji titreşimi üretmeye başlıyor. Evrensel ‘Yükseltme Yasası’ nedeni ile seanslar sırasında negatif enerjiler pozitif enerjiye yükseltiliyor.


    •    Yaşam gücü enerjileri bedenimize girerken bastırılmış duygular açığa çıkmaya başlıyor. Titreşimdeki değişiklik nedeniyle travma kalıcı bir şekilde temizleniyor, enerji alanı tamamen pozitif hale geçiyor. Artık analize, geçmişteki konulara dönmeye, ya da bir şeyleri “tamir etmeye” ihtiyaç kalmıyor.

    Bir travma ya da özel bir konu çözümlendikten sonra, zihinsel dinginlik sakinleştirilmiştir ve ruh ile temas daha açık hale gelir. Bu gerçekleşirken, kim olduğumuzu hatırlarız. Kim olduğumuzu hatırlarsak, daha farklı davranır ve dünyamız ile daha farklı etkileşiriz. Biz değiştiğimizde, etrafımızdaki dünya da değişmiştir.

    •    Transformasyon: dönüşüm, “şeklin ötesine geçmek” anlamına geliyor. Transformasyonal Nefes, zihinsel ve duygusal travmaların saklandığı bilinçaltı dünyamıza ulaşmak için fiziksel şeklin ötesine geçen yoğun bir süreç. Pek çok araştırmacı bu bastırılmış materyalin yaşamda optimal performanstan daha azı ile yetinmemize neden olduğuna inanıyor. Bu içsel dokularla bir kez meşgul olmaya başladığımızda, daha fazla tatmin ve doyum ile yaşayabiliriz.

    •    Uzun zamandır var olan travmayı çözebildiğimizi, daha önceki sınırlarımızın ötesine geçebildiğimizi, kesin bir bilinç düzeyine vakıf olabildiğimizi keşfederiz. Bilinçaltımızdaki kısıtlamaları temizledikten sonra, ruhumuz ile temasa giden yol açıktır artık.  Bu temas mistik deneyimlere, büyük bir içsel aydınlanmaya ve her şeyin yeganeliğinin farkındalığında artışa neden olur. Bu deneyimler algılarımızı değiştirir ve stresi çözer

    •    Nefes alışkanlığını yaşamlarımızı nasıl yaşadığımıza dair bir metafor olarak düşünün. Nefes alışımızı kısıtlarken, duygusal yanıtlarımızı boğup bastırırken, aynı şekilde yaşamlarımızı da kısıtlarız. Zihnimizi odaklar ve nefesimizi yönlendirirsek, kendimizi daha engin ve sağlıklı bir yaşam deneyimine açmış oluruz.

    •    TRANSFORMAL NEFES NEDİR?
    •    En ileri düzeyde, kendi kendini iyileştirme ve canlandırma sistemi olan Transformasyonal Nefes Tekniği, geçmişte yaşanan ve bilinçaltında bastırılan travmaları temizler, fiziksel özellikleri canlandırır ve beyindeki duygusal ve zihinsel travmaları dönüştürür. Transformasyonal Nefes tekniğininin sağladığı oksijen artışının doğal faydalarının yanı sıra, fiziksel ve duygusal alanlarda maksimum gelişim sağlar ve farkındalık  düzeyini yükseltir .

    •    Bu süreç, kişinin nefesini nasıl açacağını ve tüm solunum sistemini nasıl kullanacağını öğrenmesi ile başlamaktadır. Bunun sonucunda, enerji düzeyi yükselmekte, beyin işlevleri artmakta ve böylece daha keyifli zihinsel ve duygusal ruh hallerine ulaşılmaktadır. Nefesin oluşturduğu daha yüksek frekanslı enerjiler, kişinin vücudunda ve bilinçaltında bulunan daha düşük frekanslardaki enerji modellerini değiştirir, transforme eder.

    •    Bu süreç, acının ve sistem içindeki yoğun enerjilerin daimi olarak dönüşmesini, yerine hafiflik ve netlik duygularının dolmasını sağlar. Nefes alış tarzımızı değiştirdiğimizde dünyamız değişir. Huzurumuz artar ve her anın tadını çıkarırız. Yaşamlarımız sürekli iyileşir.

    •    Transformasyonal Nefes; kişide fiziksel, zihinsel ve duygusal bütünlük sağlayan ve sistemde önemli düzeyde iyileşme gerçekleştiren ve kişinin ruhsal yapısını güçlendiren güçlü bir tekniktir.

    Bir düşünün. Yaşamımız ilk ve son nefesimiz arasında ki sürede gerçekleşir. Hiç bir şey nefes kadar gerekli ve şu anda değildir.Yemek yemeden 3 hafta, su içmeden bir kaç gün yaşayabiliriz. Fakat pek çoğumuz nefessiz ancak bir kaç dakika dayanabiliriz. Bu da canlı kalabilmemiz için nefesi gerekli kılıyor .

    •    Eğer genel olarak konuşursak, biliyoruz ki, Transformal Nefes tekniğini kullanmadan önce solunum sistemimizi ancak %30 kapasiteyle kullanırız ve ayrıca sistemimize çok az yaşam gücü alabiliriz.
    •    Unutmayalım ki, yaşam mucizesini mümkün kılan sadece nefestir. Nefesle alınan oksijen hücrelerimizin en önemli besinidir.




        ETKİ

    Transformasyonal Nefes sürecinin başlangıcında, nefes alma mekanizmasını açmamız gerekir. Solunum sistemi, alt karın bölgesinden başlar, solar pleksus sinir ağından geçer ve göğsün üstüne kadar gelir. Bu bölgeler birbirine bağlanırsa, insanın aldığı oksijen düzeyi en uygun (optimum) düzeye yükselir. Vücut iyileştirici etkiler alır ve zindelik artar. Kişinin enerjisi ve huzuru artar. Kapalı nefes alma modellerinde nefes alındığında, oksijen ve yaşam gücü bu bölgelerdeki hücrelere gider. Alt karın ve diyafram kaslarının kullanılması sayesinde, hazımsızlık ve sırt ağrısı gibi fiziksel şikayetler kısa sürede iyileşir.




    •    Bu sürecin ikinci düzeyinde olumsuz düşünceler, bastırılmış duygular, doğum travması, çocukluk travmaları ve geçmişte yaşanmış travmalar iyileştirilir. Tüm davranışlar ve eylemler, bir duygunun veya inancın sonucudur. Davranışlarımızı değiştirmek istiyorsak, duygusal/akılsal düzeyde değişiklik yapmamız gerekir. Nefes alırken oksijenin yol açtığı yüksek frekanslı titreşim, vücudumuzdaki elektromanyetik alanı değiştirerek oksijen yüksek frekansına yükseltmemizi sağlar. Bunun bilincine vardığımızda, nefes almanın daha bilimsel ve metafiziksel bir unsuru devreye girer.

    •    Fiziksel değişim yasasına göre, düşük frekanslı titreşim enerjisi, yüksek frekanslı titreşim enerjisine maruz kaldığında yükselir ve bu yükselme kalıcıdır. Bunun nefes alma sürecindeki anlamı, yüksek frekanslı titreşim enerjisinin hücre belleğindeki ve bilinçaltındaki düşük frekanslı titreşim enerjisini arttırdığıdır. Düşük frekanslı titreşim enerjisi ise olumsuz düşünceleri, travmaları ve bastırılmış duyguları içerir. Böylece bellekte kayıtlı tüm karanlık köşeleri aydınlatabiliriz. Belleğimizdeki bu enerji tıkanıklıkları açıldığında, artık olumsuz etkilenmeyiz.



    •    Bilinçaltı düzeyinde düşünme ve hissetme, nefes alışımızla bağıntılıdır, başka bir deyişle “Nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz”. Herkes kendine özgü bir şekilde nefes alır. Bazı ortak nefes alma modelleri vardır, fakat bireylerin farklı durumlarda nefes alış şekilleri, parmak izi gibi benzersiz ve bireye özgüdür. Güçlü bir duygu hissettiğimizde kendimizi rahatsız hissedersek o an nefesimizi tutarız, böylece o duygudan kurtulmaya çalışırız.

    •    Bize kendimize hakim olmamız, susmamız vs. öğretilmiştir. Çoğu kişi kendini duygularına bırakmaz. Kulağa garip gelebilir, fakat karından nefes almak, tatsız duygulardan kurtulmayı sağlar, çünkü bu durumda hareket halindeki enerji tüm vücut ile birleşir, dışa vurulur ve vücuttan atılır.


    •    Nefesimizi tuttuğumuz zaman ise söz konusu enerji hücrelere gönderilerek bastırılır. Bunlar hastalığa ve diğer fiziksel şikayetlere yol açabilir. Yıllar boyu nefesimizi tuttuğumuz için bastırılmış olumsuz enerji birikmiş ve belirli bazı yerlere depolanmıştır. Sonuçta doğal nefes alma becerimizi kaybederiz, bu da doğal yaşamdaki yolun kaybedilmesi demektir. Nefes almak daha sevgi, neşe ve sağlık dolu bir hayatın kilit noktasıdır.



    •    Bilinçaltı ile nefes alma modelleri arasındaki bu sinerjinin iyi tarafı, iki yönde çalışmasıdır. Nefes alma tarzımızı değiştirdiğimizde, düşünme ve hissetme tarzımızı da değiştirmiş oluruz ki bu da Transformal Nefes tekniğinin dünyaya sunduğu en büyük hediyelerden biridir. Daha çok nefes alırsak, hayattan da daha çok şey alırız. Kolay, hızlı ve rahat şekilde nefes verdiğimizde, geçmişte kalmış veya bizim için olumsuz bu unsurları dışarı atarız. Nefes alma modelinde ne kadar açık ve bağlantılı olursak, nefes alma da bize istediğimiz şeyleri o kadar çok verir.




    •    Böylece Transformal Nefes’in üçüncü düzeyi olan ruhsal düzeye geliyoruz. Doğuda bilinçli nefes almanın gücü, asırlardır ruhsal aydınlanma aracı olarak kullanılmaktadır. Batıda bu konuya ancak son zamanlarda ilgi gösterilmeye ve akıl-beden bağlantısını araştırmaya başlanmıştır. Yaşam gücü, bilincimizi değiştirerek bilinçlilik düzeyini yükseltir ve bunu günlük yaşama bağlar. Böylece insan içinde rehberlik ve netlik kazanır. Gerçekler zaten insanın içindedir, aksaklıklar ortadan kalktığında doğal ve serbest şekilde ortaya çıkar.

    •    Duygusal ve zihinsel olarak- Transformasyonal nefes bilinçaltını temizler:
    •    Stresi çözer ve rahat tepki vermenizi sağlar.
    •    Hücresel hafızadaki geçmişe ait travmaları temizler.
    •    Öfke, korku, tedirginlik, suçluluk ve üzüntü gibi bastırılmış duyguları temizler.

    •    Ruhsal düzeyde- Transformal nefes bizi bilincin daha yüksek seviyelerine bağlar:
    •    Üst benliğimizle olan bağlantımızı açar.
    •    Birlik hissinin oluşmasını getirir.
    •    Ruhsal hediyeleri tam olarak anlamamızı sağlar.
    •    Transformal nefes daha çok sevgi, neşe ve “kendini iyi hissetme” sunar.
    •    Transformal  nefes prosesi aracılığıyla nefes alma şeklinizi derin ve tam bir diafram nefesine dönüştüreceksiniz. Bu prosesle hücresel hafızanızın tüm seviyelerindeki negatif enerjiler temizlenecek ve bu sizin daha canlı, genç ve kendinizle olduğu kadar başkalarıyla da daha rahat olmanızı sağlayacak.

    •    KULLANILDIĞI HASTALIKLAR:
    •    Astım,KOAH,Bağımlılık,rehabilitasyon,    sigara bırakma, görmede düzelme,   Kanser,   astım, doğum, baş ağrıları ve migrenler, depresyonlar, sindirim problemleri, sürekli yorgunluk,  kısırlık, uykusuzluk, kalp hastalıkları, korkular, menstrüel düzensizlikler,Panik ataklar , stres, cilt sorunları v.b

    •    Transformasyonal nefes seansında neler olur?
    •  
    Bir saat boyunca Transformal nefes ile açık bir dalga gibi nefes alacaksınız. Nefesi ağızdan alıp karından başlayarak tüm nefes sisteminizin bağlanması ve hiç beklemeden rahatça nefesi bırakmak önemlidir. Ve tekrar aralıksız bir şekilde başlamak.İşte bu şekil enerjetik olarak yüksek ve kapalı bir ortam oluşturur  ki burda transformasyon doğal bir şekilde gerçekleşir. Bu prosesi güvenli bir şekilde oluşturabilmek için şunlar kullanılır: Eller, vücut taraması, sesler, niyet, onaylamalar ve Allah’tan yardım isteme.

    •    Seans içinde bilincin tüm seviyelerinde dönüşüm olur.( fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal ). Her seansta doğum travmasını, geçmiş yaşam travmalarını, baskılanmış duyguları ve negatif düşünce şekillerini güvenli ve kolay  bir şekilde iyileştirebiliriz.